Elinizdeki kalem haber yazmıyor, açıkça tetikçilik yapıyor!
Bir insanın adı üzerinden gazetecilik tiyatrosu oynamayı bırakın da söyleyin:
Elinizde tek bir somut belge var mı, yoksa bütün sermayeniz kişisel hırslarınızdan mı ibaret?
Bir yükleniciyi sırf adaylığından ötürü hedef tahtasına oturtmaya çalışmak, meslek ahlakını satmaktır!
Ortada bir hukuksuzluk, bir yolsuzluk, bir sahtecilik varsa çıkarın, koyun masaya!
Bir projenin yüklenicisi olmak ne zamandan beri tek başına bir suç isnadı haline geldi? Ortada bir usulsüzlük mü var?
Hangi kurumun, hangi kararında aykırılık var? Tarihini yazın, sayısını yazın, belgesini basın!
Elinizde hiçbir şey yokken imalarla, çamur atmalarla, algı oyunlarıyla itibar suikastı yapmaya utanmıyor musunuz?
Siz gazeteci falan değilsiniz; siz, korktuğunuz isimlerin üzerine çamur atmak için köşesini kiralayan birer algı operatörüsünüz!
Söz konusu proje; mülkiyetinden izinlerine kadar devletin resmi kurumlarının denetiminde, tamamen yasal mevzuatla yürüyen bir yapım işidir.
Bunun aksini kanıtlayacak tek bir evrakınız dahi yokken, kulaktan dolma zırvalıklarla manşet atmak ancak acizliktir.
O attığınız zehirli başlıkların da, yazdığınız çamur cümlelerin de arkasında duracak cesaretiniz yok!
1.400 ünitelik dev bir yatırımı, sağlık ve eğitim kompleksini dosyasını bile okumadan, cehaletinizle hedef gösteriyorsunuz.
Bu kentin esnafını, iş bekleyen gencini, yaratılacak ekonomiyi umursamadığınız gibi; sırf bir ismi yıpratmak uğruna kentin geleceğini yakmaya kalkıyorsunuz.
Varsa yüreğiniz; altyapıyı tartışın, imarı sorgulayın, çevresel etkisini sorun!
En sert soruyu sormayan namerttir!
Ama belgesiz, dayanaksız, tamamen kişisel husumetle bir insanın ekmeğine ve itibarına saldırmanıza gazetecilik dedirtmeyiz!
Anıl Metin Oto da, bir başkası da işini yaparken sizden icazet alacak değil.
Bir yanlış varsa belgesiyle hesabını sorarsınız.
Ama elinde belgesi olmayıp da çamur atanlar, o attıkları çamurda boğulmaya, hem yargı önünde hem de kamuoyu vicdanında maskeleri düşürülerek hesap vermeye mahkûmdur!