Kuşadası Ticaret Odası (KUTO) seçimleri yaklaştıkça, kentin üzerindeki o tanıdık, mide bulandırıcı toz bulutu yine havalandı.
Bir yanda 20 yıldır görevde olan Serdar Akdoğan; diğer yanda bu düzene meydan okuyan Anıl Metin Oto.
Prensip olarak mertçe bir yarış dileyelim.
Ne zaman bu kentte bir sandık kurulsa, ne zaman birileri mevcut düzenin tekerine çomak soksa, o karanlık deliklerinden fırlayan bir güruh peydah oluyor.
Ben bunlara kısaca "seçim parazitleri" diyorum. Kendileri hiçbir baltaya sap olamamış, tek bir esnafın derdine derman olmamış bu gölge tipleri, seçim dönemlerinde klavye başından ya da dedikodu masalarından kente zehir kusmayı meslek edinmişler.
Yahu siz kimin aklıyla dalga geçiyorsunuz?
Anıl Metin Oto bu kente uzaydan inmedi!
Ailesini de bilir bu şehir, tırnaklarıyla kazıyarak inşa ettiği ticari itibarını da, vesile olduğu istihdamı da! Bu adamın dünü belli, bugünü belli.
Ama parazit beslenecek ya, hemen dedikodu çarkını döndürmeye başladılar.
İşin trajikomik tarafı, uydurdukları senaryolar bile ellerinde patlıyor, birbirlerini tutmuyor!
Biri çıkıyor Anıl Metin Oto’yu "Ömer Günel’in projesi" diye pazarlamaya çalışıyor; öbürü diğer masadan akıl verip "Yok yok, Özlem Çerçioğlu’nun gizli hamlesi" diye fısıldıyor.
Yahu iftira atarken bile saçmalıyorsunuz!
Önce gidin bir köşede kendi aranızda tutarlı bir yalan uydurun, sonra çıkın milletin karşısına!
Adam delikanlı gibi çıktı, "Ben bu yönetimsizliğe son vereceğim, esnafın hakkını söke söke alacağım" dedi.
Sahaya indi, sıkmadık el, dinlemediik dert bırakmıyor. Anıl Metin Oto’nun sizin o ucuz siyasi pazarlıklarınıza, birilerinin icazetine veya koltuğuna sığınmaya ihtiyacı mı var zannediyorsunuz?
Masa başı tetikçilerine son söz
Kuşadası esnafı sizin o bayatlamış senaryolarınızı yutmuyor, haberiniz olsun. Seçim günü geldiğinde, o kirli ellerinizle yazdığınız kumpaslar 3 Ekim’de sandığın dibine gömülecek. O gün geldiğinde yine o deliklerinize kaçacak, yine rezilliğinizle baş başa kalacaksınız!