<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Aydın Haberleri | Güncel ve Son Dakika Gelişmeleri – Haber Aydın</title>
    <link>https://www.haberaydin.com</link>
    <description>Aydın'dan güncel gelişmeler, son dakika haberleri, sıcak olaylar ve ilçelerden tarafsız içerikler Haber Aydın'da. Efeler, Nazilli, Kuşadası, Söke ve tüm Aydın için en hızlı haber kaynağınız.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.haberaydin.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2024 Haberaydin.com | Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 19 Sep 2026 04:12:55 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.haberaydin.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Aydın Nazilli’de yaşayanlar dikkat, ücret alınmıyor.. İhmal etmeyin]]></title>
      <link>https://www.haberaydin.com/aydin-nazillide-yasayanlar-dikkat-ucret-alinmiyor-ihmal-etmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberaydin.com/aydin-nazillide-yasayanlar-dikkat-ucret-alinmiyor-ihmal-etmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nazilli'de yürütülen saha çalışması kapsamında vatandaşlara meme, rahim ağzı ve kolorektal kanser taramalarının önemi anlatılırken, belirlenen yaş gruplarındaki vatandaşlar ücretsiz taramalara davet edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü Cumhuriyet Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesindeki Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) tarafından kanser taramalarına yönelik saha çalışması gerçekleştirildi. Pınarbaşı Mahallesi sakinlerine yönelik çalışma kapsamında 3 No'lu Aile Sağlığı Merkezi'nde vatandaşlarla bir araya gelen sağlık ekipleri, erken teşhisin önemine dikkat çekerek kanser tarama programları hakkında bilgilendirmede bulundu. Çalışma kapsamında davet edilen vatandaşlara mamografi ve HPV taramaları uygulandı. Sağlık ekipleri, meme kanserinde 40-69 yaş arasındaki kadınların 2 yılda bir mamografi taraması yaptırmasının önemine dikkat çekti. Rahim ağzı kanserine yönelik taramalarda ise 30-65 yaş arasındaki kadınların 5 yılda bir HPV-DNA testi yaptırması öneriliyor. Kolorektal kanser taraması kapsamında da 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklerin 2 yılda bir gaitada gizli kan testi yaptırması gerekiyor. Yetkililer, belirtilen yaş gruplarındaki vatandaşları taramalarını yaptırmak üzere aile hekimlikleri ve KETEM merkezlerine başvurmaya davet etti.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Aydın Nazilli’de Yaşayanlar Dikkat, Ücret Alınmıyor.. İhmal Etmeyin (2)" class="detail-photo img-fluid" height="1440" src="https://haberaydincom.teimg.com/haberaydin-com/uploads/2026/09/aydin-nazillide-yasayanlar-dikkat-ucret-alinmiyor-ihmal-etmeyin-2.jpg" width="1440" /></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberaydin.com/aydin-nazillide-yasayanlar-dikkat-ucret-alinmiyor-ihmal-etmeyin</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 11:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberaydincom.teimg.com/crop/1280x720/haberaydin-com/uploads/2026/09/aydin-nazillide-yasayanlar-dikkat-ucret-alinmiyor-ihmal-etmeyin-3.jpg" type="image/jpeg" length="97727"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doktordan önemli uyarı.. Çocuklarda bu belirtilere dikkat]]></title>
      <link>https://www.haberaydin.com/doktordan-onemli-uyari-cocuklarda-bu-belirtilere-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberaydin.com/doktordan-onemli-uyari-cocuklarda-bu-belirtilere-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda alerjik hastalıkların sanılandan daha sık görüldüğüne dikkat çeken Denizli Devlet Hastanesi Çocuk Alerji Uzmanı Dr. Gülten Tunçerler, alerjinin bağışıklık sisteminin normalde zararsız olan bazı maddelere karşı aşırı tepki vermesi sonucu ortaya çıktığını belirterek, doğru tanı ve kişiye özel tedavinin önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Polenler, ev tozu akarları, hayvanlar, bazı besinler ve ilaçların çocuklarda alerjik reaksiyonlara neden olabileceğini ifade eden Dr. Gülten Tunçerler, alerjik hastalıkların ortaya çıkmasında hem genetik yatkınlığın hem de çevresel faktörlerin etkili olduğunu söyledi. Tunçerler; "Ailede alerjik hastalıkların bulunması çocukta alerji gelişme riskini artırabilir. Ancak ailesinde hiç alerji olmayan çocuklarda da alerjik hastalıklar görülebilir. Sigara dumanı, hava kirliliği ve çeşitli çevresel alerjenler de bu süreçte önemli rol oynayabilir. Biz Çocuk Alerji ve İmmünoloji uzmanları olarak en sık astım, alerjik nezle, egzama, besin alerjileri, ilaç alerjileri, arı ve böcek alerjileri ve kurdeşen gibi hastalıklarla ilgileniyoruz. Bunun yanında sık, ağır veya alışılmadık enfeksiyon geçiren çocuklarda bağışıklık sistemiyle ilgili bir problem olup olmadığını da değerlendiriyoruz" dedi.<br />
<br />
<strong>Alerji tanısında en önemli nokta çocuğun hikâyesidir</strong></p>

<p>Ailelerin en çok merak ettiği konulardan birinin çocuklarında alerji olup olmadığını nasıl anlayabilecekleri konusunda olduğunu belirten Dr. Tunçerler, tanı sürecinde çocuğun hikâyesinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Tunçerler; "Çocuğun şikâyetinin ne zaman ortaya çıktığı, neyle temas ettiğinde başladığı, ne kadar sürdüğü ve tekrarlayıp tekrarlamadığı bizim için çok önemli. Bu değerlendirmeden sonra gerekli durumlarda deri alerji testleri, kan testleri ve solunum fonksiyon testlerinden yararlanıyoruz. Burada önemli bir noktayı özellikle vurgulamak isterim. Alerji testinin pozitif çıkması tek başına o çocukta alerjik hastalık olduğu anlamına gelmez. Test sonuçlarının mutlaka çocuğun şikâyetleri ve muayene bulgularıyla birlikte bir çocuk alerji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekir" dedi.<br />
<br />
<strong>Tedavi çocuğa özel planlanmaktadır</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tanı sonrasında tedavinin hastalığın türüne ve şiddetine göre planlandığını belirten Dr. Gülten Tunçerler, öncelikle çocuğun şikâyetlerini artıran alerjenlerin ve çevresel faktörlerin belirlenmesinin önemli olduğunu ifade etti. Gerektiğinde uygun ilaç tedavilerinin uygulandığını belirten Tunçerler, bazı uygun hastalarda halk arasında "alerji aşısı" olarak bilinen immünoterapi ile çocuğun alerjene karşı duyarlılığını azaltmayı hedeflediklerini, burada önemli olanın gereksiz kısıtlamalar yapmak yerine doğru tanıya dayanan, çocuğa özel bir tedavi planı oluşturmak olduğunu söyledi.<br />
<br />
<strong>Hangi durumlarda çocuk alerji uzmanına başvurulmalı</strong></p>

<p>Çocuklarda tekrarlayan hırıltı, nefes darlığı, uzun süre öksürük, sürekli hapşırma, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, tekrarlayan egzama ve kurdeşen varsa yada belirli bir besin veya ilaç sonrasında döküntü, şişme, kusma ve nefes almada güçlük gelişiyorsa çocuk alerji uzmanına başvurulması gerektiğinin altını çizen Uz. Dr. Gülten Tunçerler ailelere de son olarak şu mesajları verdi: "Her döküntü alerji, her öksürük astım, her burun akıntısı da alerjik nezle değildir. Özellikle çocuklarda gereksiz besin kısıtlamalarından ve doktor önerisi olmadan kullanılan tedavilerden kaçınmak çok önemlidir. Alerjik hastalıklar doğru tanı, uygun tedavi ve düzenli takip ile büyük ölçüde kontrol altına alınabilir. Bizim asıl amacımız da çocuklarımızın hastalıkları nedeniyle günlük yaşamlarından geri kalmadan, sağlıklı ve aktif bir çocukluk geçirmelerini sağlamaktır" dedi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberaydin.com/doktordan-onemli-uyari-cocuklarda-bu-belirtilere-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 09:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberaydincom.teimg.com/crop/1280x720/haberaydin-com/uploads/2026/09/doktordan-onemli-uyari-cocuklarda-bu-belirtilere-dikkat-2.jpg" type="image/jpeg" length="33018"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mevsimlik işçilerin çadırında kanser taraması]]></title>
      <link>https://www.haberaydin.com/mevsimlik-iscilerin-cadirinda-kanser-taramasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberaydin.com/mevsimlik-iscilerin-cadirinda-kanser-taramasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Manisa'nın Alaşehir ilçesinde kanser taramalarına ulaşmakta güçlük çeken vatandaşlar için mobil sağlık hizmeti başlatıldı. İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri, mahalle mahalle dolaşarak vatandaşları taramadan geçirirken, üzüm hasadı için ilçeye gelen mevsimlik tarım işçilerinin çadırlarını da ziyaret ederek sağlık kontrollerini gerçekleştiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen rahim ağzı, meme ve kalın bağırsak kanseri tarama programları kapsamında Manisa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Alaşehir İlçe Sağlık Müdürlüğüne tahsis edilen mobil sağlık aracı, ilçe genelinde hizmet vermeye başladı.<br />
Alaşehir İlçe Sağlık Müdürü Uzman Dr. Fatma Seven başkanlığındaki ekipler, ulaşım sıkıntısı yaşayan, sağlık kuruluşlarına gitmeye zaman bulamayan veya çeşitli nedenlerle sağlık hizmetlerine erişimde güçlük çeken vatandaşlara yerinde sağlık hizmeti sunuyor.<br />
Mobil sağlık ekipleri, Alaşehir'in mahallelerini ziyaret ederek uygun yaş grubundaki vatandaşlara kanser taraması gerçekleştiriyor. Ekipler ayrıca vatandaşların tansiyonlarını ölçerek sağlık durumlarını değerlendiriyor, şikayetlerini dinliyor ve tedaviye ihtiyaç duyduğu belirlenen kişileri ilgili sağlık kuruluşlarına yönlendiriyor.</p>

<p><img alt="Mevsimlik Işçilerin Çadırında Kanser Taraması (4)" class="detail-photo img-fluid" height="3024" src="https://haberaydincom.teimg.com/haberaydin-com/uploads/2026/09/mevsimlik-iscilerin-cadirinda-kanser-taramasi-4.jpg" width="4032" /><br />
<br />
<strong>Üzüm işçilerinin çadırlarına da gittiler</strong></p>

<p>Türkiye'nin önemli üzüm üretim merkezlerinden Alaşehir'de hasat döneminde çok sayıda mevsimlik tarım işçisi ilçeye geliyor. İlçe dışından gelen işçiler, üzüm bağlarına yakın bölgelerde kurdukları çadırlarda yaşamlarını sürdürürken, mobil sağlık ekipleri bu geçici yerleşim alanlarını da ziyaret ediyor. Çadırları tek tek gezen sağlık ekipleri, tarım işçilerinin sağlık sorunlarını dinleyerek tansiyonlarını ölçtü ve kanser taramalarını gerçekleştirdi. Vatandaşlara kanser taramalarının önemi anlatılırken, çocukların aşılarının zamanında yaptırılması konusunda da bilgilendirme yapıldı.</p>

<p>Sağlık ekipleri ayrıca çeşitli sağlık konularında broşürler dağıtarak vatandaşları bilinçlendirdi. Muayene ve değerlendirmeler sonucunda ileri tetkik veya tedavi ihtiyacı bulunan kişiler ise sağlık kuruluşlarına yönlendirildi.</p>

<p><img alt="Mevsimlik Işçilerin Çadırında Kanser Taraması (3)" class="detail-photo img-fluid" height="3024" src="https://haberaydincom.teimg.com/haberaydin-com/uploads/2026/09/mevsimlik-iscilerin-cadirinda-kanser-taramasi-3.jpg" width="4032" /><br />
<br />
<strong>"Hizmet ayağımıza geldi"</strong></p>

<p>Mobil sağlık hizmetinden yararlanan vatandaşlar, sağlık hizmetinin yaşadıkları bölgeye kadar getirilmesinden duydukları memnuniyeti dile getirdi. Vatandaşlar, "Hizmet ayağımıza geldi. Sağlık ekiplerine ve devletimize teşekkür ediyoruz. Allah devletimize zeval vermesin" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>"Özellikle dezavantajlı gruplara yerinde ulaşıyoruz"</strong></p>

<p>Alaşehir İlçe Sağlık Müdürü Uzman Dr. Fatma Seven, mobil sağlık aracıyla özellikle dezavantajlı gruplara ve sağlık hizmetlerine ulaşmakta güçlük çeken vatandaşlara yerinde hizmet verdiklerini söyledi.<br />
Kanser taramalarının rahim ağzı, meme ve kalın bağırsak kanserlerini kapsadığını belirten Seven, "Bugün özellikle dezavantajlı gruplarda yerinde değerlendirme yapmak üzere geldik. Mobil aracımızla 30-65 yaş grubundaki vatandaşlarımızın kanser taramasını yapmak üzere ulaşımı zor olan, sağlık kuruluşuna gitmekte zorlanan veya zaman bulamayan kişilerin yerinde değerlendirmesini yapıyoruz. Hem bütün koruyucu sağlık hizmetlerinden faydalanmalarını hem de tedavi olması gereken bir hastalıklarının olup olmadığının tespitini sağlamak üzere alandayız" dedi.</p>

<p><img alt="Mevsimlik Işçilerin Çadırında Kanser Taraması (6)" class="detail-photo img-fluid" height="3024" src="https://haberaydincom.teimg.com/haberaydin-com/uploads/2026/09/mevsimlik-iscilerin-cadirinda-kanser-taramasi-6.jpg" width="4032" /><br />
<strong>"Amacımız erken tanıyı yakalamak"</strong></p>

<p>Alaşehir İlçe Sağlık Müdürlüğü olarak kanser taramalarında başarılı oranlara ulaştıklarını ifade eden Seven, mobil araç desteğiyle sağlık hizmetine ulaşamayan vatandaşların tamamına ulaşmayı hedeflediklerini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Seven, "Sürdürdüğümüz başarılı kanser tarama oranlarını İl Sağlık Müdürlüğümüzün tahsis ettiği mobil araçla birlikte destekleyerek sağlık hizmetine ulaşamayan vatandaşlarımızın da tümüne ulaşmayı sağlıyoruz. Bunun için İl Sağlık Müdürlüğümüze ve Sağlık Bakanlığımıza teşekkür ederiz. Amacımız kanser taramasında erken tanıyı yakalamak. Bunun için de tüm vatandaşlarımıza kanser taramasının önemini tekrar hatırlatmak istiyorum" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>Tarım işçilerinin sağlık sorunları yerinde değerlendiriliyor</strong></p>

<p>Alaşehir'in önemli bir üzüm üretim merkezi olması nedeniyle ilçede çok sayıda mevsimlik tarım işçisinin bulunduğunu belirten Seven, geçici yerleşim alanlarında da sağlık taramalarını sürdürdüklerini söyledi.</p>

<p>Seven, "Bölgemiz üzüm bölgesi olduğu için tarım işçilerinden oluşan geçici yerleşim bölgeleri mevcut. Biz de buralarda yerinde değerlendirme yaparak hem bulaşıcı hastalıklar hem de diğer hastalıklar açısından değerlendirmelerde bulunduk, muayenelerini yaptık ve tansiyonlarını ölçtük. Buna göre tespitlerimizi ilgili yerlere sunarak bütün hizmetlerin verilmesini sağlamaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.<br />
Mobil sağlık aracında uygun yaş grubundaki vatandaşlara rahim ağzı ve kalın bağırsak kanseri taramaları yapılırken, ekiplerin Alaşehir genelindeki mahalleler ile mevsimlik tarım işçilerinin bulunduğu geçici yerleşim alanlarındaki sağlık çalışmalarını sürdüreceği bildirildi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberaydin.com/mevsimlik-iscilerin-cadirinda-kanser-taramasi</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 13:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberaydincom.teimg.com/crop/1280x720/haberaydin-com/uploads/2026/09/mevsimlik-iscilerin-cadirinda-kanser-taramasi-2.jpg" type="image/jpeg" length="82855"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aydın’a dev sağlık kadrosu: 15'i uzman 190 yeni hekim geliyor!]]></title>
      <link>https://www.haberaydin.com/aydina-dev-saglik-kadrosu-15i-uzman-190-yeni-hekim-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberaydin.com/aydina-dev-saglik-kadrosu-15i-uzman-190-yeni-hekim-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı’nın 130. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü ve Mazeret Kurası kapsamında Aydın’a 15’i uzman olmak üzere toplam 190 hekim kadrosu tahsis edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aydın genelinde sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak ve hastanelerdeki uzman ihtiyacını karşılamak amacıyla Sağlık Bakanlığı tarafından dev bir kadro takviyesi yapıldı. Açıklanan kura sonuçlarına göre, kent genelindeki sağlık tesislerinde görevlendirilmek üzere 15 uzman hekim ve 175 tabip kadrosu ayrıldı.</p>

<p><strong>Aydın Şehir Hastanesi’ne uzman desteği</strong></p>

<p>Tahsis edilen 15 uzman hekim kadrosunda aslan payı Aydın Şehir Hastanesi’nin oldu. Hastaneye; çocuk gastroenterolojisi, fiziksel tıp ve rehabilitasyon, histoloji ve embriyoloji, radyasyon onkolojisi, alerji, çocuk endokrinolojisi, kadın hastalıkları ve doğum ile deri ve zührevi hastalıkları branşlarında atama yapıldı. Deri ve zührevi hastalıkları alanında ise 3 uzman hekimin göreve başlayacağı bildirildi.</p>

<p><strong>İlçelerin hekim kadrosu güçleniyor</strong></p>

<p>Uzman hekim atamaları kent merkezinin yanı sıra ilçelere de nefes aldıracak. Yapılan planlamaya göre:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>Nazilli Devlet Hastanesi:</strong> Kardiyoloji</li>
 <li><strong>Didim Devlet Hastanesi:</strong> Acil Tıp</li>
 <li><strong>Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi:</strong> Anesteziyoloji ve Reanimasyon</li>
 <li><strong>Çine Devlet Hastanesi:</strong> Göz Hastalıkları uzmanı kadrosu kazandı.</li>
</ul>

<p><strong>175 pratisyen hekim sahaya iniyor</strong></p>

<p>Uzman kadroların dışında, Aydın merkezi ve 17 ilçedeki sağlık kuruluşlarının tabip ihtiyacını karşılamak üzere 175 pratisyen hekim kadrosu açıldı.</p>

<p>Atamalarla ilgili açıklamada bulunan Aydın İl Sağlık Müdürlüğü, kente kazandırılan yeni kadroların Aydın halkına ve sağlık camiasına hayırlı olmasını dileyerek, göreve başlayacak hekimlere başarılar temenni etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberaydin.com/aydina-dev-saglik-kadrosu-15i-uzman-190-yeni-hekim-geliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 12:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberaydincom.teimg.com/crop/1280x720/haberaydin-com/uploads/2026/09/aydina-dev-saglik-kadrosu-15i-uzman-190-yeni-hekim-geliyor-1.jpg" type="image/jpeg" length="40771"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aydın’da sağlığa önemli yatırım]]></title>
      <link>https://www.haberaydin.com/aydinda-sagliga-onemli-yatirim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberaydin.com/aydinda-sagliga-onemli-yatirim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aydın Atatürk Devlet Hastanesi’nin yeni hizmet binası olarak planlanan eski Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi hizmet binasında yürütülen hazırlık ve yenileme çalışmaları sürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aydın Atatürk Devlet Hastanesi’nin hizmet kapasitesinin güçlendirilmesi ve vatandaşlara daha modern sağlık hizmeti sunulması amacıyla kullanılacak yeni hizmet binasında çalışmalar devam ediyor. Eski Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi hizmet binasının yeni hizmet alanına dönüştürülmesi kapsamında hastanenin farklı bölümlerinde hazırlık çalışmaları gerçekleştiriliyor. Hastane binasında başta ameliyathane, acil servis ve yataklı servisler olmak üzere sağlık hizmetlerinin etkin, güvenli ve kaliteli şekilde sunulmasına yönelik düzenlemeler yapılıyor. Bu kapsamda mevcut alanların sağlık hizmetlerinin ihtiyaçlarına uygun hale getirilmesi için teknik çalışmalar titizlikle yürütülüyor. Binada ayrıca daha modern ve işlevsel bir sağlık ortamı oluşturulması amacıyla zemin yenileme çalışmaları gerçekleştiriliyor. Yapılan düzenlemelerle birlikte hastanenin fiziki kapasitesinin güçlendirilmesi ve sağlık hizmetlerinin daha uygun şartlarda sunulması hedefleniyor. Çalışmaların planlanan süreç doğrultusunda tamamlanmasının ardından Aydın Atatürk Devlet Hastanesi yeni binasında vatandaşlara hizmet verecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><img alt="Aydın’da Sağlığa Önemli Yatırım (2)" class="detail-photo img-fluid" height="1364" src="https://haberaydincom.teimg.com/haberaydin-com/uploads/2026/09/aydinda-sagliga-onemli-yatirim-2.jpg" width="2048" /></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberaydin.com/aydinda-sagliga-onemli-yatirim</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberaydincom.teimg.com/crop/1280x720/haberaydin-com/uploads/2026/09/aydinda-sagliga-onemli-yatirim-3.jpg" type="image/jpeg" length="61992"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarım Bakanlığı düğmeye bastı! Meyve sularında tatlandırıcı devri sona eriyor]]></title>
      <link>https://www.haberaydin.com/tarim-bakanligi-dugmeye-basti-meyve-sularinda-tatlandirici-devri-sona-eriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberaydin.com/tarim-bakanligi-dugmeye-basti-meyve-sularinda-tatlandirici-devri-sona-eriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı, meyve suyu ve benzeri ürünlerin üretiminde önemli bir değişikliğe hazırlanıyor. AB mevzuatına uyum kapsamında hazırlanan yeni tebliğ taslağıyla birçok meyve suyu ürününde tatlandırıcı kullanımının yasaklanması planlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığı, Türk Gıda Kodeksi Meyve Suyu ve Benzeri Ürünler Tebliği’nde değişiklik yapılması için hazırladığı taslağı sektör temsilcilerinin görüşüne açtı.</p>

<p><strong>Meyve sularında tatlandırıcı kullanımı kalkıyor</strong></p>

<p>Taslakta yer alan düzenlemeye göre doğrudan meyveden elde edilen veya konsantreden üretilen meyve suları ile meyve suyu konsantresi ve tozlarında tatlandırıcı kullanımına izin verilmeyecek.</p>

<p>Benzer şekilde suyla ekstrakte edilen meyve suları ile doğal şeker içeriği azaltılmış ürünler de tatlandırıcı yasağı kapsamında olacak.</p>

<p>Ancak bazı meyve nektarları için istisna getirilecek. İlave şekersiz meyve nektarlarında şekerin yerine tamamen tatlandırıcı kullanılabilecek. Düşük enerjili meyve nektarlarında ise tatlandırıcının kısmen kullanılmasına izin verilecek.</p>

<p><strong>Şekeri azaltılmış meyve suyu için yeni kategori</strong></p>

<p>Taslakla birlikte meyvenin doğal olarak içerdiği şekerin işlem yoluyla en az yüzde 30 oranında azaltıldığı yeni bir ürün kategorisi de mevzuata girecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu ürünlerde şeker azaltılırken diğer besin değerleri ve ürünün kendine özgü tat özelliklerinin korunması hedefleniyor. Yeni düzenlemeyle birlikte söz konusu ürünlerin etiketlerinde hangi bilgilerin yer alacağı da belirlenmiş olacak.</p>

<p><strong>Sektörün görüşleri 25 Eylül’e kadar alınacak</strong></p>

<p>Tarım ve Orman Bakanlığı, hazırlanan tebliğ taslağına ilişkin sektör temsilcilerinin ve ilgili tarafların görüşlerini 25 Eylül’e kadar kabul edecek.</p>

<p>Görüşlerin değerlendirilmesinin ardından taslağın son şeklinin verilmesi ve düzenlemenin yürürlüğe girmesi bekleniyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberaydin.com/tarim-bakanligi-dugmeye-basti-meyve-sularinda-tatlandirici-devri-sona-eriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 12:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberaydincom.teimg.com/crop/1280x720/haberaydin-com/uploads/2026/09/tarim-bakanligi-dugmeye-basti-meyve-sularinda-tatlandirici-devri-sona-eriyor.jpeg" type="image/jpeg" length="95449"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak hava damarları, susuzluk kalbi zorluyor]]></title>
      <link>https://www.haberaydin.com/sicak-hava-damarlari-susuzluk-kalbi-zorluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberaydin.com/sicak-hava-damarlari-susuzluk-kalbi-zorluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz sıcaklarının Eylül ayında da etkisini sürdürmesi beklenirken, uzmanlar kalp ve damar hastalarını uyardı. Acıbadem Bodrum Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Buğra Karaaslan, sıcak havanın damarları genişleterek tansiyon düşüklüğüne, sıvı kaybının ise kalbin daha fazla çalışmasına neden olabileceğini belirterek özellikle kalp ve tansiyon hastalarının dikkatli olması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz boyunca ülkemizde hava sıcaklıkları mevsim normallerinin üzerinde seyretti. Eylül ayında da yaz sıcaklarının etkili olması beklenirken, yüksek hava sıcaklıklarının kalp ve damar hastaları için önemli riskler oluşturabileceğine dikkat çeken Acıbadem Bodrum Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Buğra Karaaslan, "Sıcak hava damarları genişleterek tansiyon düşüklüğüne yol açabiliyor, sıvı kaybı ise kalbi daha fazla zorluyor. Özellikle kalp-damar hastaları, yüksek tansiyonu olanlar ve tansiyon ilacı kullanan kişiler daha dikkatli olmalı" uyarısında bulundu.<br />
<br />
<strong>"Sıcak hava tansiyonun düşmesine neden olabilir"</strong></p>

<p>Yüksek sıcaklıkların kalp ve damar sistemi üzerinde önemli etkileri bulunduğunu belirten Karaaslan, "Yaz aylarında özellikle kalp-damar hastaları sıcaklardan daha fazla etkileniyor. Sıcaklık nedeniyle damarlar genişliyor ve buna bağlı olarak tansiyon düşebiliyor. Bu nedenle özellikle kalp ve tansiyon hastalarının günün en sıcak saatleri olan 11.00 ile 17.00 arasında mümkün olduğunca dışarı çıkmamalarını, aşırı efor ve stresten uzak durmalarını öneriyoruz" dedi.<br />
<br />
<strong>"Sıvı miktarı mutlaka doktor önerisine göre belirlenmelidir"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kalp hastalarının sıvı tüketimi konusunda da bilinçli davranması gerektiğini vurgulayan Karaaslan, "Koroner arter hastalığı bulunan, yüksek tansiyonu olan veya tansiyon ilacı kullanan kişiler yaz sıcaklarından ciddi şekilde etkilenebilir. Bol sıvı tüketimi önemlidir ancak kalp yetersizliği gibi sıvı kısıtlaması gereken hastalarda miktar mutlaka doktor önerisine göre belirlenmelidir. Hastaların ilaçlarını düzenli kullanmaları ve yaz ayları öncesinde veya sonrasında kardiyoloji kontrollerini ihmal etmemeleri gerekir" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"Güneşten tamamen kaçınmak da doğru değil"</strong></p>

<p>Yaz aylarında güneşten tamamen kaçınmanın da doğru olmadığını ifade eden Karaaslan, "D vitamini sentezi için yaklaşık 20 dakika güneşlenmek faydalıdır. Ancak güneşin en dik geldiği saatlerde uzun süre güneş altında kalınmamalıdır. Denize girdikten sonra kısa süre güneşlenmenin ardından gölgeye geçmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>"Yoğun stres ve uykusuzluk kortizol düzeylerini artırarak kalp-damar hastalıkları riskini yükseltebilir"</strong></p>

<p>Tatil dönüşünde yeniden başlayan yoğun iş temposunun kalp sağlığını olumsuz etkileyebileceğini belirten Karaaslan, "Yoğun stres ve uykusuzluk kortizol düzeylerini artırarak kalp-damar hastalıkları riskini yükseltebilir. Yaz tatilinde kazandığımız sağlıklı alışkanlıkları şehir hayatına döndükten sonra da sürdürmeliyiz. Haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş yapmak, haftada iki gün kas güçlendirici egzersizler uygulamak, günde en az 7 saat uyumak ve stresi kontrol altında tutmak kalp sağlığını korumada büyük önem taşıyor" dedi.<br />
<br />
<strong>Beslenme de kalbi doğrudan etkiliyor</strong></p>

<p>Fast food ağırlıklı beslenmenin kalp sağlığını olumsuz etkileyebileceğini söyleyen Karaaslan, "Mümkün olduğunca evde hazırlanmış, karbonhidrat oranı daha düşük ve protein açısından dengeli beslenme tercih edilmeli. Düzenli egzersiz, kaliteli uyku ve sağlıklı beslenme birlikte uygulandığında kalp-damar hastalıkları riskini azaltmada önemli katkı sağlar" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p><img alt="Sıcak Hava Damarları, Susuzluk Kalbi Zorluyor (1)" class="detail-photo img-fluid" height="841" src="https://haberaydincom.teimg.com/haberaydin-com/uploads/2026/08/sicak-hava-damarlari-susuzluk-kalbi-zorluyor-1.jpg" width="1165" /></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberaydin.com/sicak-hava-damarlari-susuzluk-kalbi-zorluyor</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 17:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberaydincom.teimg.com/crop/1280x720/haberaydin-com/uploads/2026/08/sicak-hava-damarlari-susuzluk-kalbi-zorluyor-2.jpg" type="image/jpeg" length="51561"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Geçmeyen vertigonun nedeni bu olabilir]]></title>
      <link>https://www.haberaydin.com/gecmeyen-vertigonun-nedeni-bu-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberaydin.com/gecmeyen-vertigonun-nedeni-bu-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Acıbadem Kent Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nevin Çokpınar, baş dönmesinin çoğu zaman sadece vertigo sanıldığını, ancak altında halk arasında 'ağrısız migren' olarak bilinen vestibüler migrenin yatabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dr. Çokpınar, geçmeyen baş dönmesi şikayetlerinde nöroloji uzmanına görünmenin önem taşıdığının da altını çizdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Acıbadem Kent Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nevin Çokpınar, baş dönmesi denildiğinde akla ilk olarak vertigonun (baş dönmesi ve denge kaybı durumu) geldiğini, ancak bu şikayetlerin altında bilinenin aksine ağrısız migrenin yatabileceğini belirtti. Vertigonun bir hareket illüzyonu olduğuna değinen Dr. Çokpınar, "Vertigo bazen pozisyonla veya baş hareketiyle tetiklenebilir, bazen de ani olarak ortaya çıkabilir. Kişinin kendisinin ya da etrafındaki cisimlerin döndüğünü hissetmesidir. Vertigonun aslında pek çok sebebi vardır. Kulak hastalıklarından, nörolojik rahatsızlıklardan veya damar tıkanıklıklarından kaynaklanabilir. Ancak nedenlerden biri de ‘vestibüler migren' (ağrısız migren) dediğimiz, migren hastası olan ya da olmayan kişilerde görülen baş dönmesi olabilir" ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Geçmeyen Vertigonun Nedeni Bu Olabilir (2)" class="detail-photo img-fluid" height="1024" src="https://haberaydincom.teimg.com/haberaydin-com/uploads/2026/08/gecmeyen-vertigonun-nedeni-bu-olabilir-2.jpg" width="1536" /><br />
<br />
<strong>"Hastaların nöroloji hekiminden görüş almaları uygun olacak"</strong></p>

<p>Kulak burun boğaz bölümünde bir bulgu tespit edilmediğinde doktorların genellikle nörolojiden görüş istediklerini kaydeden Çokpınar, "Hastaları biz değerlendiriyoruz. Beyinle ilgili bir patoloji bulamazsak, hastada migren tanı kriterlerini sorguluyoruz. Ancak bazen hastalar kulak burun boğaz polikliniğine gittikten sonra nörolojiye başvurmayabiliyor. Geçmeyen baş dönmesi ve hareket illüzyonu yaşayan hastalar, ‘Sürekli teknede sallanıyor gibiyim', ‘yer ayağımın altından kayıyor', ‘Yürürken başımı vitrinlere çevirdiğimde etraf sallanıyor gibi hissediyorum' diyorlarsa, bir nöroloji hekiminden de görüş almaları son derece uygun olacaktır" diye konuştu.<br />
Baş dönmesinin kişilerin hayat kalitesini ciddi şekilde kısıtlayabildiğini kaydeden Dr. Çokpınar, şöyle konuştu:</p>

<p>"Ağrısız migren tanısı koyabilmek için vertigo şikayetinin orta ya da ileri şiddette olmasını bekleriz. Günlük hayatı aksatıyorsa buna şiddetli vertigo diyoruz. Hareket illüzyonu hali, kişiyi günlük yaşamda çok zorlayan bir durumdur. Artık migren tedavisinde koruyucu (önleyici) ve atak tedavisinde kullandığımız yeni ilaçlarla hastalarımızın bu şikayetlerine çare olabiliyoruz."</p>

<p><img alt="Geçmeyen Vertigonun Nedeni Bu Olabilir (3) 1" class="detail-photo img-fluid" height="1024" src="https://haberaydincom.teimg.com/haberaydin-com/uploads/2026/08/gecmeyen-vertigonun-nedeni-bu-olabilir-3-1.jpg" width="1536" /><br />
<br />
<strong>"Ataklar 5 dakika, maksimum 72 saat sürüyorsa ağrısız migren ihtimali vardır"</strong></p>

<p>"Baş ağrısı olsun ya da olmasın, tanı kriterlerine göre ağrısız migren kararını verebiliyoruz" diyen Çokpınar, "Hastada vertigo ve migrende görülen bulantı, kusma, ışık ve ses hassasiyeti gibi semptomlar yaşanıyorsa, bu ataklar minimum 5 dakika, maksimum 72 saat sürüyorsa ve en az 5 kez tekrarladıysa ağrısız migren ihtimali vardır. Hastada bilinen klasik migren tipi baş ağrısının olması şart değildir. Bazen migren atakları sadece bu baş dönmesi semptomlarıyla seyredebilir. Mutlaka bir nörolog tarafından konulması gerekir" cümlelerine yer verdi.<br />
<br />
<strong>"Tedaviden sonra ataklarım çok seyrekleşti"</strong></p>

<p>Baş ağrısı ve baş dönmesi şikayetiyle hastaneye başvurduğunu ifade eden hasta Buse Sarıoğlu, (21) "Hastaneye başvurduğumda hekimimle tanıştım ve hemen bir tedaviye başladık. Yaklaşık 3 aydır tedavi görüyorum ve şikayetlerim şu anda oldukça azaldı. Daha öncesinde çok sık ve yoğun baş dönmeleri ile göz kararmaları yaşıyordum. Hekimimin kontrolü altında bir ilaç tedavisi gördüm. Tedaviyle birlikte baş dönmelerim ve ataklarım durdu, farkı bu şekilde hissetmeye başladım. Hastaneye başvurmadan önce böyle bir hastalığın varlığından haberim yoktu. Ağrısız migren, doğrudan baş dönmesi ve göz kararmasıyla ortaya çıkan bir durummuş. İnsan gözünü açamıyor, konuşamıyor ve sese tahammül edemiyor. Tedaviden sonra ataklarım çok seyrekleşti. Daha öncesinde iki üç günde bir atak yaşarken, şu anda bu kadar sık olmuyor" şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>"Göz kararmalarını eskisi gibi hissetmiyorum"</strong></p>

<p>Göz kararması yaşadığı için çok fazla ışıkta duramadığını ve ekrana bakamadığını kaydeden Sarıoğlu, "Artık bunların önüne geçtik, ekrana daha rahat bakabiliyorum ve göz kararmalarım bu kadar yüksek şiddette olmuyor. Eskiden ani hareketlerden kaçınırken, şimdi farkında olmadan ani hareket yapsam bile o göz kararmalarını eskisi gibi hissetmiyorum" açıklamalarında bulundu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberaydin.com/gecmeyen-vertigonun-nedeni-bu-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 12:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberaydincom.teimg.com/crop/1280x720/haberaydin-com/uploads/2026/08/gecmeyen-vertigonun-nedeni-bu-olabilir-4-1.jpg" type="image/jpeg" length="61807"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Geçmeyen şişkinlik, hastalık habercisi]]></title>
      <link>https://www.haberaydin.com/gecmeyen-siskinlik-hastalik-habercisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberaydin.com/gecmeyen-siskinlik-hastalik-habercisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karında gaz ve şişkinlik, ağır yemeklerden hızlı yemeye kadar günlük beslenme alışkanlıklarından kaynaklanabildiği gibi irritabl bağırsak sendromu, SİBO, çölyak, mide ve onikiparmak bağırsağı ülserleri ile safra kesesi, pankreas ve karaciğer hastalıklarının da belirtisi olabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Bölümü'nden Uzm. Dr. Bülent Şengül, haftanın yarısından fazlasında görülen ve bir aydan uzun süren şişkinliğin mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Uzm. Dr. Bülent Şengül, "Kilo kaybı, tekrarlayan kusma, kanlı veya siyah dışkılama, kansızlık ve gece uykudan uyandıran karın ağrısı gibi durumların eşlik etmesi halinde vakit kaybedilmemesi gerekir" dedi.</p>

<p>Karında şişkinlik ve gaz, çoğu zaman beslenme alışkanlıklarına bağlı geçici bir sorun olarak görülür. Ancak şikayetlerin uzun süre devam etmesi durumunda sindirim sistemi hastalıklarının sinyali olabilir. Medicana International İzmir Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Bülent Şengül, özellikle haftanın yarısından fazlasında yaşanan ve bir aydan uzun süre devam eden şişkinlik şikâyetlerinin dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Uzm. Dr. Bülent Şengül, istem dışı kilo kaybı, tekrarlayan kusma, kanlı dışkılama ve gece uykudan uyandıran karın ağrısı gibi belirtilerin eşlik etmesi halinde vakit kaybetmeden hekime başvurulması gerektiğini söyleyerek, "Geçici gaz birikmesi genellikle diyet ve beslenme tarzıyla ilişkilidir. Ağır bir öğün, fazla karbonhidrat tüketimi, hızlı yemek yenilmesi, gıdaların yeterince çiğnenmeden yutulması, gazlı içecekler ve hava yutulması sonrasında oluşabilir ve sindirimin tamamlanmasıyla ortadan kalkabilir. Organik bir hastalıktan kaynaklanan şişkinlik ise daha inatçı ve uzun sürelidir. Ancak sürekli olarak benzer bir beslenme düzeni söz konusuysa gaz ve şişkinlik de sürekli hale gelebilir. Şikâyetler kronikleştiğinde kişinin yaşam kalitesini düşürebilir; gün içerisinde, özellikle akşama doğru giderek artabilir ve kişi normal giysilerine sığmakta zorlanabilir. Organik bir hastalığa bağlı durumlarda ise yalnızca diyet değişiklikleriyle tamamen rahatlama sağlanamayabilir. Bu ayrım yapılırken kişinin genel sağlık durumu, beslenme alışkanlıkları, eşlik eden diğer şikâyetleri, kullandığı ilaçlar ve muayene tespitleriyle birlikte değerlendirilmelidir" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>Şişkinliğin sıklığı ve süresi önem taşıyor</strong></p>

<p>Şişkinliğin sıklığı ve ne kadar süredir devam ettiğinin değerlendirmede önemli olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Bülent Şengül, "Ayda birkaç kez, bilinen bir yemek sonrasında oluşan şişkinliği fizyolojik kabul edebiliriz. Ancak kişi haftanın yarısından fazlasında aşırı şişkinlik ve gaz problemi yaşıyorsa ve bu durum bir aydan uzun süredir devam ediyorsa gerekli değerlendirmelerin yapılması gerekir" dedi. Bazı belirtilerin şişkinlikle birlikte görülmesinin daha ayrıntılı inceleme gerektirdiğini belirtti. Uzun süren gaz ve şişkinliğin tek bir hastalığa özgü olmadığını belirten Uzm. Dr. Şengül, irritabl bağırsak sendromu, ince bağırsakta aşırı bakteri çoğalması, çölyak hastalığı ve ülser gibi farklı sorunların benzer yakınmalara yol açabileceğini söyledi. Uzm. Dr. Bülent Şengül, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>"Bu şikayetlerle başvuran hastaların büyük ekserisinde irritabl bağırsak sendromu, diğer adıyla huzursuz bağırsak hastalığı ile karşılaşılmaktadır. Bu hastalık, bağırsakların fonksiyonel çalışmasının bozulmasıyla karakterizedir ve bağırsaklardaki hassasiyeti de artırmaktadır. İnce bağırsakta aşırı bakteri çoğalması olarak tanımlanan SİBO ise son yıllarda adından daha sık söz edilen sorunlardan biridir. Bağırsak florasındaki değişimlere bağlı olarak ince bağırsaktaki bakteri yoğunluğu artabilir. Bununla birlikte gıdaların fermantasyonu bozulabilir ve aşırı gaz oluşabilir. Çölyak hastalığında ve gluten hassasiyetinde ise ince bağırsakların villus yapısı ve emilim yüzeyi etkilenebilir; bunun sonucunda gaz ve şişkinlik sorunları yaşanabilir. Mide ve onikiparmak bağırsağı ülserleri de midenin boşalmasını etkileyerek özellikle yemeklerden sonra üst karında şişkinlik ve daha çok hazımsızlık hissi şeklinde kendisini gösterebilir."<br />
<br />
<strong>Sorun yalnızca mide ve bağırsaklardan kaynaklanmayabilir</strong></p>

<p>Şişkinliğin karaciğer, safra kesesi ve pankreas hastalıklarında da görülebileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Bülent Şengül, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Sindirim işlemi sadece mide ve bağırsağın işi değildir. Karaciğer, safra kesesi, safra yolları ve pankreas da sindirim sisteminde yer alan, gıdaların sindirilmesinde son derece önemli asit ve enzimlerin üretiminde rol oynayan organlardır. Bu organların herhangi birinde oluşabilecek rahatsızlık, sindirimin bazı aşamalarında sorun yaşanması anlamına gelebilir. Örneğin safra kesesindeki taş veya çamur; ağır ve yağlı yemeklerin, yumurta ve çikolatalı yiyeceklerin ardından ciddi şişkinlik, hazımsızlık ve hatta ağrıya neden olabilir. Pankreas hastalıklarında yeterli enzim üretilememesi nedeniyle gıdalar yeterince parçalanamayabilir ve yoğun gaz oluşabilir. Karaciğer hastalıklarında safra asitlerinin yeterince üretilememesi ya da bağırsağa yeterli miktarda ulaşamaması durumunda da benzer tablolar ortaya çıkabilir."</p>

<p>Şişkinlik şikâyetiyle başvuran hastalarda ilk aşamanın ayrıntılı öykü ve fizik muayene olduğunu belirten Uzm. Dr. Bülent Şengül, şişkinliğin nedenini araştırırken kullanılan testlerle ilgili şu açıklamalarda bulundu:</p>

<p>"SİBO ve laktoz intoleransı için yapılan nefes testleri tanıyı desteklemek amacıyla kullanılabilir. Ancak günümüzde yaygın olarak uygulanan ve kandan bakılan gıda intolerans testleri, yani IgG testleri, güvenilirlik açısından soru işaretleri barındırmaktadır. Bu testlerden yola çıkarak kısıtlayıcı diyetlere başlanması insanları daha da stresli hale getirebilir. Bu diyetlerden fayda gördüğünü ifade eden kişiler bulunmakla birlikte, en uygun yaklaşım hekim veya diyet uzmanı kontrolünde eliminasyon diyeti yönteminin uygulanmasıdır."<br />
<br />
<strong>Gelişigüzel ürün kullanımı tanıyı geciktirebilir</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şişkinliği gidermek amacıyla hekime danışılmadan kullanılan ilaç ve ürünlerin sorunun nedenini ortadan kaldırmadığı gibi bazı durumlarda önemli hastalıkların tanısının gecikmesine yol açabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Bülent Şengül, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>"Kulaktan dolma bilgilerle kullanılan müshil ilaçları zamanla bağırsak tembelliğinin kalıcı hale gelmesine ve bağırsak hareketlerinin bozulmasına neden olabilir. Sindirim enzimi adı altında alınan bazı ürünler ya da ‘detoks' adı altında yapılan uygulamalar da bağırsak florasını olumsuz etkileyebilir. Bu ilaç veya uygulamalar sonucunda kısmen rahatlama yaşanabilir. Ancak altta mide ya da bağırsaklarda ciddi bir hastalık bulunuyorsa şikâyetlerin geçici olarak baskılanması tanının gecikmesine ve erken tanı fırsatının kaybedilmesine yol açabilir. Uzun süren şikâyetlerde popüler diyet ve kürlerle çözüm aramak yerine nedenin belirlenmesi gerekir. Gerekli değerlendirmeler yapıldıktan sonra herhangi bir hastalık tespit edilmezse beslenme tarzına, diyet içeriğine ve tüketilen miktara dikkat edilerek günlük yaşama devam edilebilir. Erken tanının özellikle ciddi hastalıklarda tedavi süreci açısından büyük önem taşıdığı unutulmamalıdır."</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberaydin.com/gecmeyen-siskinlik-hastalik-habercisi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberaydincom.teimg.com/crop/1280x720/haberaydin-com/uploads/2026/08/gecmeyen-siskinlik-hastalik-habercisi.jpg" type="image/jpeg" length="63558"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Reçetesiz sprey kullanımı, cerrahi müdahaleye kadar götürebilir]]></title>
      <link>https://www.haberaydin.com/recetesiz-sprey-kullanimi-cerrahi-mudahaleye-kadar-goturebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberaydin.com/recetesiz-sprey-kullanimi-cerrahi-mudahaleye-kadar-goturebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Soğuk algınlığı veya alerji nedeniyle sıklıkla başvurulan burun spreylerinin bilinçsiz kullanımı, kalıcı burun tıkanıklığı ve biyolojik bağımlılığa yol açabiliyor. Medicana Sağlık Grubu Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Prof. Dr. Kasım Durmuş, dekonjestan içerikli spreylerin 5 günden uzun süre kullanılmasının mukoza yapısını bozarak ‘rebound etki’ oluşturduğuna ve sürecin cerrahi müdahaleye kadar uzanabileceğine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda üst solunum yolu enfeksiyonları ve alerjik reaksiyonlar sırasında yaygın şekilde kullanılan dekonjestan burun spreyleri, kısa süreli rahatlama sağlasa da kontrolsüz tüketildiğinde ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor. Rahat nefes alabilmek amacıyla eczanelerden temin edilen bu ürünlerin kullanım süresi aşıldığında, tedavi edilmek istenen tıkanıklık daha ağır bir tabloya dönüşebiliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Medicana International İzmir Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Kasım Durmuş, dekonjestan tipi spreylerin burun etlerini büzerek hızlı bir açılma sağladığını ancak 5 günü aşan kullanımlarda vücutta ters bir tepkimeye neden olabildiğini belirterek uyardı.<br />
<br />
<strong>Geri tepme etkisi kısır döngü oluşturuyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dekonjestan spreylerin burun içerisindeki damarları aşırı kasması nedeniyle dokulara giden oksijen miktarının ciddi oranda azaldığını söyleyen Prof. Dr. Kasım Durmuş, "İlaç 3-5 günden fazla kullanıldığında, burun mukozasındaki reseptörler bu aşırı uyarıdan yorulur ve reseptör sayısını azaltır. Reseptör sayısı azaldığı için ilaç eski etkisini gösteremez ve damarları kasamaz. Sonuçta ilacın etkisi geçmeye başladığı an vücut aşırı bir tepki göstermeye başlar; beyin, oksijen miktarının azaldığı dokuya acil olarak kan gönderilmesini ister. Aşırı kanla dolan damarlar genişler, geçirgenlikleri artar ve doku arasına sıvı sızar. Bu durum burun içinde çok şiddetli bir ödem ve şişlik meydana getirir; daha ağır bir burun tıkanıklığına yol açar. Hasta spreyi sıkmadığı zaman şikayetleri daha da artar, sprey ihtiyaç sıklığı yoğunlaşır ve süreç bir kısır döngüye girer" açıklamasını yaptı. Sürecin uzun sürmesi durumunda damarların kasılma yeteneğini kaybettiğini kaydeden Prof. Dr. Kasım Durmuş, burun etlerinin kalıcı olarak büyüyebildiğine işaret etti.<br />
<br />
<strong>Fiziksel bağımlılık psikolojik paniğe dönüşebiliyor</strong></p>

<p>Sprey kullanım sıklığının artmasıyla birlikte tablonun sadece fiziksel değil, psikolojik bir boyut da kazanabildiğini ifade eden Prof. Dr. Kasım Durmuş, gece başucunda sprey bulundurma ihtiyacı veya sprey unutulduğunda yaşanan panik hissine ilişkin de açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Kasım Durmuş, "Böyle bir durum, bağımlılığın fiziksel boyutun ötesine geçerek psikolojik bir bağımlılığa dönüştüğünü göstermektedir. Bu hastalar, özellikle sprey yanlarında olmadığı zaman burunlarından nefes alamadıkları için boğulma hissine kapılmakta ve bu durum panik atağı tetiklemektedir. Stres arttığı için burun damarlarında daha fazla genişleme ve tıkanıklık meydana gelmektedir" dedi. Burun spreyi bağımlılığına karşı tedavi sürecinde hastanın sprey kullanımını kademeli bir yöntemle bırakmasını izlediklerini belirten Prof. Dr. Kasım Durmuş, bağımlılık yapmayan kortizonlu spreyler, antihistaminikler ve hipertonik burun yıkama solüsyonları ile geçiş tedavisinin yönetildiğini aktardı.<br />
<br />
<strong>Dirençli vakalarda cerrahi seçenek gündeme geliyor</strong></p>

<p>Medikal tedaviye yanıt vermeyen ve yapısı bozulan burun etlerinde cerrahi yöntemlerin devreye girdiğini aktaran Prof. Dr. Kasım Durmuş, "Eğer medikal tedaviye başlamadan önce yapısı tamamen bozulmuş burun etleri mevcutsa, bu hastalar sadece ilaç tedavisi ile düzelmez. Ancak bu hastalarda öncelikle mukozal hasarı düzeltmek amacıyla medikal tedaviye başlanır, sonrasında ise cerrahi tedavi planlanır. Eğer uygulanan medikal tedaviye rağmen 4 hafta sonra hastanın burun etleri normale dönmüyorsa, cerrahi tedaviye başvurulmalıdır" sözlerini kaydetti. Burun tıkanıklığının tek başına bir hastalık değil, bir semptom olduğunun altını çizen Prof. Dr. Kasım Durmuş, bu ilaçların reçetesiz verilmemesi, hekim kontrolü dışında kullanılmaması ve şikayet durumunda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiğini hatırlattı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberaydin.com/recetesiz-sprey-kullanimi-cerrahi-mudahaleye-kadar-goturebilir</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberaydincom.teimg.com/crop/1280x720/haberaydin-com/uploads/2026/08/recetesiz-sprey-kullanimi-cerrahi-mudahaleye-kadar-goturebilir.jpg" type="image/jpeg" length="30371"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından uyarı: Büyüme ağrısı sanılıyor, ancak kalp hastalığı olabilir]]></title>
      <link>https://www.haberaydin.com/uzmanindan-uyari-buyume-agrisi-saniliyor-ancak-kalp-hastaligi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberaydin.com/uzmanindan-uyari-buyume-agrisi-saniliyor-ancak-kalp-hastaligi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda görülen kalp rahatsızlıklarının önemli bir kısmını doğuştan gelen tabloların oluşturduğunu vurgulayan Medicana Sağlık Grubu Çocuk Kardiyolojisi Bölümü'nden Prof. Dr. Bülent Oran, "Çocuklarda çabuk yorulma veya eforla gelen nefes darlığı belirgin ve tekrarlayan bir durumsa tek başına bile değerlendirme nedenidir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaşıtlarından geride kalan, oyun oynarken çabuk yorulan veya beslenirken terleyen çocuklarda ortaya çıkan belirtiler 'yapısı böyle' denilerek geçiştirilmemeli, zamanında yapılacak uzman değerlendirmesiyle muhtemel risklerin önüne geçilmelidir" dedi.</p>

<p>Çocukluk çağında karşılaşılan kalp rahatsızlıkları, ebeveynler tarafından sıklıkla masum büyüme ağrıları, yorgunluk veya kondisyon eksikliği olarak yorumlanabiliyor. Doğuştan veya sonradan kazanılmış olarak gelişebilen bu klinik tablolar, erken evrede fark edilmediğinde çocukların büyüme ve gelişme süreçlerini olumsuz etkileyebiliyor. Konu hakkında ebeveynlere uyarılarda bulunan Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Oran, çocuklarda kalp sağlığının takibi, sinsi belirtilerin tespiti ve erken tanının kritik rolü hakkında önemli bilgiler verdi. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1.35 milyon yenidoğanın doğuştan kalp hastalığı ile dünyaya geldiğini ve güncel verilerde her 100 canlı doğumun yaklaşık 1'inde bu tablonun bildirildiğini belirtilen Prof. Dr. Bülent Oran, bu rahatsızlıkların yalnızca doğuştan gelen durumlarla sınırlı olmadığını vurguladı.<br />
<br />
<strong>"Kalp sizi çocukken uyarmış olabilir"</strong></p>

<p>Sonradan tespit edilmiş kalp hastalıklarının da çocukluk çağında gözlemlenebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Bülent Oran, "Dünya Sağlık Örgütü, romatizmal kalp hastalığını 25 yaşın altındaki kişilerde en sık görülen kazanılmış kalp hastalığı olarak tanımlamaktadır. Bunun yanı sıra Kawasaki hastalığı, miyokardit, perikardit, kardiyomiyopatiler ve ritim bozuklukları da çocukluk çağında karşılaşılan önemli kalp hastalıkları arasında yer alıyor. Çocuklarda kalp hastalığının belirtileri her zaman belirgin olmayabilir. Özellikle yaşıtlarıyla aynı fiziksel aktiviteyi yapamama, oyun oynarken veya merdiven çıkarken belirgin şekilde daha çabuk yorulma, sık sık oturmak istemesi veya beslenirken aşırı terleme önemli bir klinik ipucu olarak değerlendirilmelidir" ifadelerine yer verdi.<br />
<br />
<strong>"Ağrının ortaya çıkış biçimi çok önemli"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ebeveynlerin sıklıkla endişelendiği göğüs ağrısı şikayetlerinin büyük çoğunluğunun kas, kemik veya sindirim sistemi kaynaklı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Bülent Oran, riskli durumların ayırt edilmesi gerektiğini belirtti. Ağrının ortaya çıkış biçiminin belirleyici olduğunu aktaran Prof. Dr. Bülent Oran, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>"Kas ve iskelet kaynaklı ağrılar genellikle çocuğun belirli bir hareketiyle veya ağrılı bölgeye bastırıldığında artar. Buna karşılık kalple ilişkili olabilecek durumlarda bizi endişelendiren temel unsur, ağrının özellikle koşma, spor yapma veya merdiven çıkma gibi efor sırasında ortaya çıkmasıdır. Eğer göğüs ağrısına veya çabuk yorulmaya nefes darlığı, çarpıntı, baş dönmesi veya bayılma hissi eşlik ediyorsa durum mutlaka ciddiye alınmalıdır. Ailede genç yaşta ani ve açıklanamayan ölüm veya kalp kası hastalığı öyküsü bulunuyorsa uzman değerlendirmesi hayati önem taşır."</p>

<p>Kalp hastalıklarının belirtilerinin yaş gruplarına göre farklılık gösterdiğini dile getiren Prof. Dr. Bülent Oran, bebeklik döneminde beslenme ve gelişme süreçlerinin titizlikle izlenmesi gerektiğini vurguladı. Bebeklerde emzirme sırasında alında görülen aşırı terlemenin, emmeyi yarıda bırakmanın ve kilo alamamanın kalbin fazla çalıştığına işaret olabileceğini belirten Prof. Dr. Bülent Oran, "Soğukta sadece ellerin morarması çoğu zaman masum olsa da dudak ve dilde görülen morarmalar dikkatle incelenmelidir. Çocuk hekiminin düzenli muayenesi sırasında şüpheli bir bulgu saptanması veya risk faktörlerinin mevcudiyeti halinde çocuk kardiyolojisi değerlendirmesine başvurulmalıdır. Erken tanı ve zamanında gerçekleştirilen girişimsel ya da cerrahi müdahaleler, kalıcı organ hasarlarını önleyerek çocuğun yaşıtlarıyla benzer bir büyüme, gelişme ve fiziksel kapasiteye ulaşmasını sağlar" şeklinde konuştu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberaydin.com/uzmanindan-uyari-buyume-agrisi-saniliyor-ancak-kalp-hastaligi-olabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 16:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberaydincom.teimg.com/crop/1280x720/haberaydin-com/uploads/2026/08/uzmanindan-uyari-buyume-agrisi-saniliyor-ancak-kalp-hastaligi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="79677"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antidepresanlarla ilgili en yaygın yanlış inanışlardan biri bağımlılık korkusu]]></title>
      <link>https://www.haberaydin.com/antidepresanlarla-ilgili-en-yaygin-yanlis-inanislardan-biri-bagimlilik-korkusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberaydin.com/antidepresanlarla-ilgili-en-yaygin-yanlis-inanislardan-biri-bagimlilik-korkusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Psikiyatrist Yunus Akkeçili, "İlaçlara alışırım, bırakamam" düşüncesinin antidepresan kullanımıyla ilgili toplumda en sık karşılaşılan yanlış inanışlardan biri olduğunu söyledi. Bu yanlış inanışların tedaviyi geciktirebildiğini belirten Uzm. Dr. Akkeçili, "Antidepresanlar bağımlılık yapan ilaçlar değildir. Bu ilaçlar hekim önerisi ve uygun şekilde kullanıldığında bağımlılık yapmaz." dedi, antidepresanlarla ilgili en yaygın yanlış inanışları ve doğruları sıraladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Kent Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Yunus Akkeçili, ruhsal hastalıklarda önceliğin doğru tanı ve kişiye özel tedavi planı olduğunu belirtti, her üzüntü ve kaygının ilaç tedavisi gerektirmediğini vurguladı. Akkeçili, sosyal medya ve çevreden edinilen yanlış bilgilerin profesyonel destek arayışını geciktirebildiğine dikkat çekerken, bilinenin aksine antidepresanların bağımlılık yapmadığını belirtti, şu bilgileri verdi: "Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre depresyon ve anksiyete bozuklukları, dünya genelinde en sık görülen ruhsal hastalıklar arasında yer alıyor. Depresyonun yaklaşık 280 milyon, anksiyete bozukluklarının ise 300 milyondan fazla kişiyi etkilediği bildiriliyor. Ruh sağlığına ilişkin farkındalığın artması ve damgalanmanın azalmasıyla birlikte daha fazla kişinin profesyonel destek araması, bu hastalıkların daha görünür hale gelmesini sağlıyor. Ancak antidepresan tedavileriyle ilgili yanlış bilgiler ve önyargılar, kişilerin tedaviye geç başvurmasına veya tedaviyi erken bırakmasına neden olabiliyor."<br />
<br />
<strong>En yaygın yanlış inanış bağımlılık korkusu</strong></p>

<p>Psikiyatrist Akkeçili, anksiyete bozuklukları, depresyon ve obsesif kompulsif bozukluk (OKB) gibi ruhsal hastalıkların günümüzde etkili şekilde tedavi edilebildiğini söyledi. Antidepresanlarla ilgili en yaygın yanlış inanışlardan birinin bağımlılık korkusu olduğunu ifade eden Doç. Dr. Akkeçili, şöyle konuştu: "En sık duyduğumuz cümlelerden biri ‘İlaçlara alışırım, bırakamam.’ oluyor. Oysa antidepresanlar bağımlılık yapan ilaçlar değildir. Bu ilaçlar kişinin kişiliğini değiştirmez, uyuşturmaz ya da zamanla sürekli daha yüksek doz gerektirmez. Tedavi süresi tamamlandığında hekim kontrolünde güvenli şekilde azaltılarak sonlandırılabilir."<br />
<br />
<strong>"Ruhsal hastalıkların tek nedeni genetik değil"</strong></p>

<p>Depresyon ve anksiyete bozukluklarının tek bir nedene bağlı gelişmediğini belirten Akkeçili, biyolojik, psikolojik ve çevresel etkenlerin birlikte rol oynadığını vurguladı. Aile öyküsünün bazı kişilerde biyolojik yatkınlığı artırabileceğini, ancak hiçbir ruhsal hastalığın yalnızca genetik nedenlerle ortaya çıkmayacağını kaydeden Uzm. Dr. Akkeçili, "Çocukluk yaşantıları, travmatik deneyimler, uzun süreli stres, sosyal destek eksikliği ve yaşam olayları da hastalığın gelişiminde önemli rol oynar. Bu nedenle her hastanın öyküsü kendine özgüdür ve tedavi planı da bu bütüncül değerlendirmeye göre oluşturulmalıdır."</p>

<p><strong>Her üzüntü ve kaygı antidepresan gerektirmez</strong></p>

<p>Ruhsal yakınmaları olan her bireyin antidepresan kullanmasının gerekmediğini vurgulayan Akkeçili, tedavinin temelinin doğru tanı olduğunu söyledi. Üzüntü, kaygı, isteksizlik, uykusuzluk ya da stresin tek başına antidepresan başlanmasını gerektirmeyeceğini ifade eden Akkeçili, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Bu belirtiler yaşamın doğal bir parçası olabileceği gibi farklı ruhsal ya da bedensel hastalıkların da belirtisi olabilir. Bu nedenle öncelikle bir psikiyatri uzmanı tarafından ayrıntılı değerlendirme yapılması, yakınmaların bir ruhsal hastalık kapsamında olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Tedavi kararı yalnızca belirtilerin varlığına göre verilmemelidir. Yakınmaların süresi ve şiddetinin yanı sıra kişinin günlük yaşamının ne ölçüde etkilendiği ve eşlik eden diğer tıbbi durumların da değerlendirilmesi gerekir. Psikiyatride temel yaklaşım önce doğru tanıya ulaşmak, ardından kişiye en uygun tedavi planını oluşturmaktır. Bazı kişiler için psikoterapi yeterli olabilirken, bazı hastalarda ilaç tedavisi önemli bir gereklilik haline gelebilir. En doğru tedavi, kişiye özel planlanan tedavidir."<br />
<br />
<strong>"Antidepresanlar bilinçsiz kullanılmamalı"</strong></p>

<p>Öte yandan antidepresanların yalnızca gerekli durumlarda ve hekim değerlendirmesi sonrasında başlanması gerektiğini vurgulayan Akkeçili, bilinçsiz kullanımın bazı riskler taşıyabileceğine dikkat çekti. Antidepresanların doğru tanı konulduğunda oldukça güvenli ve etkili tedavi seçenekleri olduğunu kaydeden Akkeçili, "Ancak uygun değerlendirme yapılmadan başlanmaları, altta yatan farklı bir ruhsal hastalığın seyrini olumsuz etkileyebilir. Örneğin bipolar bozukluk gibi bazı hastalıklarda yeterli değerlendirme yapılmadan antidepresan başlanması istenmeyen klinik sonuçlara yol açabilir. Ayrıca her ilaçta olduğu gibi antidepresanların da kişiye özgü yan etkileri ve diğer ilaçlarla etkileşimleri olabilir. Bu nedenle tedavi kararı mutlaka psikiyatri uzmanı tarafından verilmelidir." dedi.<br />
<br />
<strong>"Kendinizi iyi hissetmeniz tedavinin bittiği anlamına gelmez"</strong></p>

<p>Ruhsal hastalıklarda tedavinin yalnızca belirtilerin azalmasıyla sınırlı olmadığını belirten Akkeçili, kişinin kendisini iyi hissetmeye başlamasının ilacın hekim önerisi olmadan bırakılması anlamına gelmediğini söyledi. Pek çok hastanın kendisini iyi hissetmeye başladıktan sonra ilacı kendi kararıyla bırakabildiğini belirten Akkeçili, belirtilerin düzelmesinin, tedavinin tamamlandığı anlamına gelmeyeceğini ifade etti. Akkeçili, tedavinin ne kadar süreceğinin kişiye göre değiştiğini ve bu kararın mutlaka psikiyatri uzmanıyla birlikte verilmesi gerektiğinin altını çizdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Bazı ruhsal hastalıklarda psikoterapi ön plandayken, bazı durumlarda ilaç tedavisi önemli bir gereklilik haline gelebilir. Çoğu zaman ise bu iki yaklaşım birbirini tamamlar. Tedavi planı; hastalığın özellikleri, kişinin yaşam öyküsü, beklentileri ve bilimsel tedavi rehberleri birlikte değerlendirilerek oluşturulur."</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberaydin.com/antidepresanlarla-ilgili-en-yaygin-yanlis-inanislardan-biri-bagimlilik-korkusu</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 16:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberaydincom.teimg.com/crop/1280x720/haberaydin-com/uploads/2026/08/a-w771560-01.jpg" type="image/jpeg" length="93956"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vücudun tansiyon dengesi saniyeler içinde sınanıyor]]></title>
      <link>https://www.haberaydin.com/vucudun-tansiyon-dengesi-saniyeler-icinde-sinaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberaydin.com/vucudun-tansiyon-dengesi-saniyeler-icinde-sinaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Bölümü'nden Prof. Dr. Abdi Sağcan, "Ayağa kalkınca yaşanan kısa süreli göz kararması çoğu zaman vücudun tansiyon dengesini yeniden kurma sürecidir. Ancak sıklaşan ve bayılmaya neden olan belirtiler mutlaka araştırılmalıdır" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Pek çok kişinin tecrübe ettiği ani pozisyon değişikliklerine bağlı göz kararmalarının, dolaşım sisteminin yerçekimi kuvvetine anlık olarak uyum sağlama çabasından kaynaklandığını aktaran Medicana International İzmir Hastanesi Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Abdi Sağcan, söz konusu durumu ne zaman ciddiye almak gerektiği hakkında bilgi verdi. Oturur ya da yatar konumdan aniden ayağa kalkıldığında kanın bacaklar ve karın bölgesindeki damarlarda geçici olarak biriktiğini belirten Prof. Dr. Abdi Sağcan, bu durumun beyne ulaşan kan akışını kısa süreliğine azaltabildiğini söyledi. Yaşanan tablonun kalbe dönen kan miktarının anlık olarak düşmesiyle ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Abdi Sağcan, "Oturur veya yatar pozisyondan hızlı şekilde ayağa kalktığımızda yerçekiminin etkisiyle yaklaşık 500-1000 mililitre kan kısa süre içinde bacak ve karın bölgesindeki damarlarda birikebilir. Bu durumda kalbe geri dönen kan miktarı azalır, kalbin pompaladığı kan miktarı düşer ve birkaç saniyeliğine beyne giden kan akımı azalabilir. İşte hissedilen göz kararması ve sersemlik hissi tamamen bu fizyolojik mekanizmayla ortaya çıkar" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>"Göz kararmasının nedeni beyne giden kan akımının azalması"</strong></p>

<p>Sağlıklı bir vücutta tansiyon düşüşü basınç algılayıcıları tarafından hemen fark edildiğini aktaran Prof. Dr. Abdi Sağcan, "Sinir sistemi hızla devreye girerek kalp hızını artırıyor ve damarları daraltıyor. Bu mekanizma tansiyonu saniyeler içinde yeniden dengeliyor" dedi. Görme kaybı veya kararma hissinin doğrudan gözden kaynaklanmadığını belirten Prof. Dr. Abdi Sağcan, "Burada asıl sorun gözün kendisi değildir. Retina ve beynin görme merkezi kan akımındaki değişikliklere çok duyarlıdır. Beyne giden kan akımı kısa süreli azaldığında görüntüler bulanıklaşabilir, perde inmesi hissi oluşabilir veya kişi birkaç saniye boyunca çevresini karanlık görebilir. Aynı şekilde iç kulak ve gözlerden gelen denge bilgileri arasındaki kısa süreli uyumsuzluk da baş dönmesi hissini tetikler" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>"10-15 saniyeden uzun sürüyorsa ve sık tekrarlıyorsa dikkat"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vücudun verdiği bu geçici yanıtın arkasında farklı etkenler bulunabildiğini dile getiren Prof. Dr. Abdi Sağcan, yetersiz sıvı tüketimi, uzun süre hareketsiz kalmak, sıcak havalar, yoğun egzersiz, açlık ve bazı tansiyon ilaçları gibi nedenlerin bu durumu tetikleyebileceğini söyledi. Prof. Dr. Abdi Sağcan, "Ayrıca tansiyon düşürücü ilaçlar, idrar söktürücüler, kansızlık, bazı vitamin eksiklikleri, diyabete bağlı sinir hasarı ve hormonal bozukluklar da bu şikayetleri artırabilir. Bir iki saniye süren göz kararmaları sağlıklı kişilerde de görülebilir. Ancak 10-15 saniyeden uzun süren, sık tekrarlayan, bayılmaya yol açan veya başka belirtilerle birlikte seyreden durumlarda mutlaka doktor değerlendirmesi gerekir" diye vurguladı.</p>

<p>Göz kararmasına bayılma, düşme, göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntı eşlik ettiğinde vakit kaybedilmemesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Abdi Sağcan, günlük hayatta alınabilecek basit önlemlerle bu şikayetlerin azaltılabileceğini aktardı. Yatarken veya otururken ani hareketlerden kaçınılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Abdi Sağcan, "Yataktan veya sandalyeden kalkarken acele edilmemeli, önce oturur pozisyona geçip birkaç saniye beklenmelidir. Ayağa kalkmadan önce ayak bileklerini hareket ettirmek ve baldır kaslarını çalıştırmak kanın kalbe dönüşünü artırır. Yeterli sıvı almak, uzun süre hareketsiz kalmamak ve sıcak ortamlarda dikkatli olmak da şikâyetleri belirgin şekilde azaltacaktır" şeklinde konuştu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberaydin.com/vucudun-tansiyon-dengesi-saniyeler-icinde-sinaniyor</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 11:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberaydincom.teimg.com/crop/1280x720/haberaydin-com/uploads/2026/08/ekran-goruntusu-2026-08-19-115426.png" type="image/jpeg" length="68358"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Söke Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği hizmete başladı]]></title>
      <link>https://www.haberaydin.com/soke-agiz-ve-dis-sagligi-poliklinigi-hizmete-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberaydin.com/soke-agiz-ve-dis-sagligi-poliklinigi-hizmete-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aydın Büyükşehir Belediyesi ile Söke Belediyesi’nin ortak yatırımı olan Söke Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği hizmete başladı. Çeltikçi Mahallesi’nde Adliye binası arkasında eski semt evi binası vatandaşların ağız ve diş sağlığı hizmetlerine daha kolay ve ücretsiz ulaşabilmesi amacıyla, Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’ne dönüştürüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Daha ilk hizmet gününde yoğun ilgi görmeye başlayan poliklinik, hafta içi her gün 08.30-18.00 saatleri arasında hizmet verecek.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 10 At 12.56.59" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://haberaydincom.teimg.com/haberaydin-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-10-at-125659.jpeg" width="1600" /></p>

<p>Hizmetlerden yararlanmak isteyen vatandaşlar, 444 55 09 numaralı randevu hattı üzerinden randevu alabilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 10 At 12.56.13" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://haberaydincom.teimg.com/haberaydin-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-10-at-125613.jpeg" width="1600" /></p>

<p>Söke Belediye Başkanı Dr. Mustafa İberya Arıkan, Aydın Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Müttalip Özsemerci ve Çeltikçi Mahalle Muhtarı Murat Bahadır ile birlikte Söke Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’ni ilk hizmet gününde ziyaret etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 10 At 12.56.58" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://haberaydincom.teimg.com/haberaydin-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-10-at-125658.jpeg" width="1600" /></p>

<p>Söke Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği yatırımının Aydın Büyükşehir Belediyesi ve Söke Belediyesi’nin uyumlu çalışmanın en güzel örneklerinden biri olduğunu belirten Başkan Arıkan; Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçoğlu’na teşekkür etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 10 At 12.56.58 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://haberaydincom.teimg.com/haberaydin-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-10-at-125658-1.jpeg" width="1600" /></p>

<p>Başkan Arıkan; “Büyükşehir Belediyemiz ile daha nice ortak projelere imza atacağız. Polikliniğimiz Söke’mize hayırlı olsun” dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 10 At 12.56.58 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://haberaydincom.teimg.com/haberaydin-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-10-at-125658-2.jpeg" width="1600" /></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberaydin.com/soke-agiz-ve-dis-sagligi-poliklinigi-hizmete-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 13:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberaydincom.teimg.com/crop/1280x720/haberaydin-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-10-at-125658-3.jpeg" type="image/jpeg" length="74328"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıkta yeni dönem başladı.. Evden görüntülü muayene]]></title>
      <link>https://www.haberaydin.com/saglikta-yeni-donem-basladi-evden-goruntulu-muayene</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberaydin.com/saglikta-yeni-donem-basladi-evden-goruntulu-muayene" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, koruyucu sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıracak yeni bir dijital uygulamayı hayata geçirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi (UHDS) kapsamında vatandaşlar artık bazı sağlık hizmetlerinden evlerinden çıkmadan görüntülü görüşme yoluyla yararlanabilecek.</p>

<p>Yeni uygulama, Sağlıklı Hayat Merkezlerinde sunulan psikolojik destek, sigara bırakma danışmanlığı ve sosyal destek hizmetlerini dijital ortama taşıdı. Hazırlıklarını tamamlayan illerde sistem aktif hale gelirken, uygulama 81 ilde kullanılmaya başlandı.</p>

<p>Vatandaşlar, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden uygun branşlar için kolayca randevu oluşturabiliyor. Randevu saatinde ise sağlık merkezine gitmeye gerek kalmadan uzmanlarla görüntülü görüşme gerçekleştirilebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık Bakanlığı, bu uygulamayla randevu süreçlerini hızlandırmayı, koruyucu sağlık hizmetlerine erişimi artırmayı ve dijital sağlık hizmetlerini daha yaygın hale getirmeyi amaçlıyor.</p>

<p>Türkiye genelinde hizmet veren 351 Sağlıklı Hayat Merkezi, 17 farklı birimde ücretsiz destek sunuyor. Bu merkezlerde psikolojik danışmanlık, beslenme danışmanlığı, fiziksel aktivite programları, bağımlılıkla mücadele ve sosyal destek gibi birçok alanda vatandaşlara ücretsiz hizmet verilmeye devam ediyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberaydin.com/saglikta-yeni-donem-basladi-evden-goruntulu-muayene</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 11:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberaydincom.teimg.com/crop/1280x720/haberaydin-com/uploads/2026/08/saglikta-yeni-donem-basladi.jpeg" type="image/jpeg" length="75995"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aydın İl Sağlık Müdürlüğü’nden önemli adım.. Bu cihazlar hayat kurtaracak]]></title>
      <link>https://www.haberaydin.com/aydin-il-saglik-mudurlugunden-onemli-adim-bu-cihazlar-hayat-kurtaracak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberaydin.com/aydin-il-saglik-mudurlugunden-onemli-adim-bu-cihazlar-hayat-kurtaracak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aydın İl Sağlık Müdürlüğü, ani kalp durmalarında olay yerinde gerçekleştirilecek ilk müdahalenin daha hızlı ve etkili yapılabilmesi amacıyla önemli bir uygulamayı hayata geçirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı ile ASELSAN iş birliğiyle geliştirilen yerli ve milli Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazları, kentte vatandaş yoğunluğunun en fazla olduğu üç noktada vatandaşların kullanımına sunuldu. Hayata geçirilen uygulama sayesinde, sağlık ekipleri olay yerine ulaşıncaya kadar geçen kritik sürede ilk müdahalenin daha hızlı yapılması ve yaşam kurtarma şansının artırılması hedefleniyor.</p>

<p>Ani kalp durmalarında sağlık ekipleri olay yerine ulaşıncaya kadar geçen kritik sürenin en iyi şekilde değerlendirilmesi amacıyla kurulan OED cihazları; Efeler ilçesi Atatürk Kent Meydanı, Kuşadası Kaymakamlığı önü ve Nazilli Belediyesi önünde vatandaşların kullanımına sunuldu. Acil durumlarda temel yaşam desteğine yardımcı olacak cihazlar, hastaya en kısa sürede müdahale edilmesine imkan sağlayarak yaşam zincirinin ilk halkasını güçlendirecek.</p>

<p>Türk mühendisleri tarafından geliştirilen OED cihazları, hastanın kalp ritmini otomatik olarak analiz ederek elektrik şoku gerekip gerekmediğini kendisi belirliyor. Türkçe sesli yönlendirme özelliği sayesinde kullanıcıları adım adım yönlendiren cihazlar, uygulama sırasında hata riskini en aza indiriyor. Böylece sağlık personeli dışında, ilk yardım eğitimi almış vatandaşlar da acil durumlarda cihazı güvenle kullanabiliyor.</p>

<p></p>

<p><img alt="Bu Cihazlar Hayat Kurtaracak (1)" class="detail-photo img-fluid" height="2048" src="https://haberaydincom.teimg.com/haberaydin-com/uploads/2026/07/bu-cihazlar-hayat-kurtaracak-1.jpg" width="1152" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Bu Cihazlar Hayat Kurtaracak (2)" class="detail-photo img-fluid" height="2048" src="https://haberaydincom.teimg.com/haberaydin-com/uploads/2026/07/bu-cihazlar-hayat-kurtaracak-2.jpg" width="1154" /></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberaydin.com/aydin-il-saglik-mudurlugunden-onemli-adim-bu-cihazlar-hayat-kurtaracak</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 12:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberaydincom.teimg.com/crop/1280x720/haberaydin-com/uploads/2026/07/bu-cihazlar-hayat-kurtaracak-4.jpg" type="image/jpeg" length="74153"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Boğazınızda bir şey takılmış gibi mi hissediyorsunuz? Nedeni şaşırtabilir]]></title>
      <link>https://www.haberaydin.com/bogazinizda-bir-sey-takilmis-gibi-mi-hissediyorsunuz-nedeni-sasirtabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberaydin.com/bogazinizda-bir-sey-takilmis-gibi-mi-hissediyorsunuz-nedeni-sasirtabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Boğazda sürekli takılma hissi, geçmeyen gıcık öksürük ya da ses kısıklığı yaşayan birçok kişi sorunun enfeksiyondan kaynaklandığını düşünse de uzmanlar farklı bir rahatsızlığa dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Muhammed Ali Özçelik, bu belirtilerin halk arasında “sessiz reflü” olarak bilinen boğaz reflüsünün işareti olabileceğini söyledi.</p>

<p><strong>Mide şikâyeti olmadan ortaya çıkabiliyor</strong></p>

<p>Sessiz reflünün klasik mide reflüsünden farklı belirtilerle seyrettiğini belirten Özçelik, hastaların çoğunda mide yanması veya ekşime görülmediğini ifade etti. Bu nedenle birçok kişinin şikâyetlerinin mideyle bağlantılı olduğunu fark etmediğini vurgulayan uzman isim, boğazda yabancı cisim hissi, yutkunma güçlüğü, ses değişiklikleri ve kronik öksürüğün en sık görülen belirtiler arasında yer aldığını dile getirdi.</p>

<p><strong>Hastalar farklı branşlarda çözüm arayabiliyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boğaz reflüsünün belirtilerinin farklı hastalıklarla karıştırılabildiğini aktaran Özçelik, sürekli boğaz temizleme ihtiyacı, ses kalitesinde bozulma ve boğazda takılma hissi yaşayan kişilerin uzun süre farklı polikliniklere başvurabildiğini söyledi. Ancak bu şikâyetlerin altında sessiz reflü bulunabileceğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Boğaz dokularında tahrişe yol açabiliyor</strong></p>

<p>Uzmanlara göre sessiz reflü, mide içeriğinin ve pepsin enziminin yemek borusunun üst kısmından boğaza ulaşmasıyla oluşuyor. Özellikle asitli yiyecek ve içeceklerin tüketilmesiyle aktif hale gelen bu enzim, boğaz dokularında tahrişe neden olabiliyor. Yapılan endoskopik değerlendirmelerle boğaz ve yemek borusu girişindeki değişiklikler incelenerek tanı konulabiliyor.</p>

<p><strong>Beslenme alışkanlıkları tedavide büyük önem taşıyor</strong></p>

<p>Sessiz reflü tedavisinde ilaçların yanı sıra yaşam tarzı değişikliklerinin de önemli rol oynadığı belirtiliyor. Gazlı içecekler, hazır gıdalar, kahve, çay, çikolata, turunçgiller ve turşu gibi asit oranı yüksek besinlerin şikâyetleri artırabileceği ifade ediliyor. Sigara ve alkol kullanımının da hastalığı tetikleyen başlıca faktörler arasında bulunduğu vurgulanıyor.</p>

<p>Uzmanlar, gece geç saatlerde yemek yememeyi, tok karnına uyumamayı ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmeyi öneriyor. Doğru tedavi ve yaşam tarzı düzenlemeleri sayesinde sessiz reflüye bağlı şikâyetlerin önemli ölçüde azaltılabileceği belirtiliyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberaydin.com/bogazinizda-bir-sey-takilmis-gibi-mi-hissediyorsunuz-nedeni-sasirtabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberaydincom.teimg.com/crop/1280x720/haberaydin-com/uploads/2026/07/bogazinizda-bir-sey-takilmis-gibi-mi-hissediyorsunuz-nedeni-sasirtabilir-1.jpg" type="image/jpeg" length="73077"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İki evladını kaybetti, üçüncü çocuğuna can oldu]]></title>
      <link>https://www.haberaydin.com/iki-evladini-kaybetti-ucuncu-cocuguna-can-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberaydin.com/iki-evladini-kaybetti-ucuncu-cocuguna-can-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aynı genetik hastalık yüzünden iki evladını toprağa veren acılı anne, bu kez 3 yaşındaki oğlu Doruk'a böbreğini bağışlayarak yıllar süren çaresizliğe son verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Kent Hastanesi'nde gerçekleştirilen nakil operasyonuyla hayata tutunan minik Doruk, acıyla sınanan ailesinin yeni yaşam umudu oldu.</p>

<p>Van'da ikamet eden Özlem (45) ve Özgen Demirdoy (46) çiftinin, yıllardır kalıtsal nefrotik sendrom nedeniyle verdikleri yaşam mücadelesi İzmir'de mutlu sonla noktalandı. Daha önce aynı hastalıktan dolayı iki çocuğunu kaybeden aile, 3 yaşındaki oğulları Doruk'un da aynı hastalığa yakalandığını öğrenince büyük bir yıkım yaşadı. Ancak Acıbadem Kent Hastanesi'nde 12 Haziran'da gerçekleştirilen başarılı böbrek nakli operasyonuyla Doruk, annesinin böbreği sayesinde sağlığına kavuştu.<br />
<br />
<strong>Acı dolu geçmiş: İremsu ve Muhammet Mustafa'nın kaybı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Demirdoy ailesinin dramı, 2012 yılında ilk çocukları İremsu'nun doğumuyla başladı. Henüz bebekken nefrotik sendrom tanısı konulan İremsu, Mersin'de üç ay tedavi gördükten sonra böbrek nakli aşamasına gelemeden 2014 yılında solunum yetmezliğinden hayatını kaybetti. Aynı yıl doğan ikinci çocukları Umutcan'ın sağlıklı büyümesiyle bir nebze teselli bulan ailenin acısı, 2018 yılında dünyaya gelen Muhammet Mustafa ile yeniden alevlendi. Bir yaşındayken gelişen ödem nedeniyle hastaneye götürülen Mustafa'ya da aynı teşhis konuldu. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde takip edilen minik Mustafa için böbrek nakli planlandı; anne Özlem Demirdoy böbreğini vermeye hazırdı. Ancak araya giren pandemi dönemi ve iptal olan operasyonlar nedeniyle nakil merkezine sevk edilemeyen Mustafa, 2022 yılında hayata gözlerini yumdu.<br />
<br />
<strong>Aynı hastalık, bu kez Doruk'ta ortaya çıktı</strong></p>

<p>İki evladını aynı hastalıktan kaybeden Demirdoy ailesi, 2023 yılında dünyaya gelen çocukları Doruk için büyük umut taşıyordu. Hastalığa dair belirgin bir şikayet olmamasına rağmen, geçmişteki acı tecrübeleri nedeniyle erken dönemde doktora başvuran aile, korktukları gerçekle bir kez daha yüzleşti; Doruk'a da nefrotik sendrom tanısı konuldu. Tedavi için İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvuran aile, iki yıl boyunca Van ile İzmir arasında mekik dokudu. Hastalığın hızla ilerlemesi üzerine Doruk için diyaliz aşamasına geçilmeden böbrek nakline karar verildi.<br />
<br />
<strong>1 yaş boyutundaki bedene başarılı nakil</strong></p>

<p>Doruk'un ameliyatı, İzmir Acıbadem Kent Hastanesi Organ Nakli Merkezi'nde, Dr. Işık Özgü başkanlığında; Uzm. Dr. Uğur Saraçoğlu, Prof. Dr. Ahmet Keskinoğlu, Uzm. Dr. Rahmi Gökhan Ekin, Çocuk Yoğun Bakım Uzmanı Doç. Dr. Mert Akan, Uzm. Dr. Alihan Pirim ve Uzm. Dr. Özgür Bolat'tan oluşan uzman bir ekip tarafından gerçekleştirildi. Operasyon başarıyla sonuçlanırken, Doruk yeni ve sağlıklı yaşamına ilk adımını attı.<br />
<br />
<strong>"Umutsuzca gidip geliyordum, çok şükür nakil olduk"</strong></p>

<p><strong>İki evladını toprağa verdikten sonra üçüncü çocuğuna can olan anne Özlem Demirdoy, yaşadığı karmaşık duyguları şu sözlerle ifade etti:</strong></p>

<p>"İlk çocuğum 3 ay tedavi gördü, ne diyalize ne nakle gidemeden solunum yetmezliğinden kaybettim. İkincisini de pandemide kaybettim. Nakil için bizi Antalya'ya göndereceklerdi, ameliyatlar iptal oldu. Böbreğimi ona verecektim ama kısmet Doruk'aymış. Doruk için de aynı acıyı yaşayacağımı düşünerek çok büyük korkular yaşadım. İki yıldır İzmir'e tedaviye getiriyordum ama hiç umudum yoktu. Sonunda 'nakil olabilirsiniz' dediler ve olduk. Doktorlarımız çok destek oldu, çok mutluyum."<br />
<br />
<strong>"Umutsuzca yaşıyorduk"</strong></p>

<p>Baba Özgen Demirdoy ise geçmişte yaşadıkları çaresizliği hatırlatarak şunları söyledi:<br />
"İlk çocuğumuzda nefrotik sendromun çaresi yok dediler, kurtaramadık. İkinci çocuğumuz Muhammed Mustafa'da pandemiden dolayı böbrek nakli olamayacağını söylediler, onu da kaybettik. Doruk 1 yaşından sonra bu hastalığa yakalanınca, eskiden yaşadığımız acılar yüzünden bunu da kurtaramayacağımızı düşündük. İzmir'e geldik, doktorlarımız bize umut oldu. Çok şükür başarılı bir ameliyatla şu an sağlıklı. Biz üçüncüde umutsuzca yaşıyorduk, hamdolsun Allah'a."<br />
<br />
<strong>"Böbrek neredeyse çocuğun boyutu kadardı"</strong></p>

<p>Nakli gerçekleştiren ekibin başkanı Dr. Işık Özgü, operasyonun teknik zorluklarına dikkat çekerek, "Bu vakayı özel kılan, hastamızın 3 yaşında olmasına rağmen gelişme geriliği sebebiyle 1 yaşında bir çocuk boyutunda ve kilosunda olmasıydı. Neredeyse böbrek çocuğun boyutu kadardı. Cerrahi olarak zorlayıcı bir ameliyattı. Kadın böbrekleri nispeten daha küçük olduğu için anneyi tercih ettik. Normalden uzun süren ama neticesi çok yüz güldürücü bir operasyon oldu. Artık diyaliz ihtiyacı kalmadı" dedi.<br />
<br />
<strong>"Akraba evliliğine bağlı genetik mutasyon"</strong></p>

<p>Vakanın tıbbi arka planını açıklayan Prof. Dr. Ahmet Keskinoğlu, genetik faktörlerin altını çizerek, "Ailede akraba evliliği söz konusu ve buna bağlı genetik mutasyonlar var. Hem anne hem babada bu mutasyon olduğu için çocuklarda nefrotik sendrom gelişme ihtimali mevcut. Genetik kökenli nefrotik sendromlarda idrarla aşırı protein kaybı gerçekleşir ve son dönem böbrek yetmezliğine ulaşılır. Diyalize almak yerine yaşam kalitesi açısından nakli tercih ettik. Anne taşıyıcı olmasına rağmen böbrek işlevleri sağlam olduğu için nakil sonrasında aynı hastalığın nüksetme ihtimali çok düşüktür. Hastamız kısa zamanda gelişme geriliğini toparlayacaktır" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><img alt="İki Evladını Kaybetti, Üçüncü Çocuğuna Can Oldu (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1512" src="https://haberaydincom.teimg.com/haberaydin-com/uploads/2026/07/iki-evladini-kaybetti-ucuncu-cocuguna-can-oldu-3.jpg" width="1595" /></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberaydin.com/iki-evladini-kaybetti-ucuncu-cocuguna-can-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 11:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberaydincom.teimg.com/crop/1280x720/haberaydin-com/uploads/2026/07/iki-evladini-kaybetti-ucuncu-cocuguna-can-oldu-1.jpg" type="image/jpeg" length="10168"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çayın faydası tüketim şekline bağlı.. Araştırma yanlış alışkanlıklara dikkat çekti]]></title>
      <link>https://www.haberaydin.com/cayin-faydasi-tuketim-sekline-bagli-arastirma-yanlis-aliskanliklara-dikkat-cekti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberaydin.com/cayin-faydasi-tuketim-sekline-bagli-arastirma-yanlis-aliskanliklara-dikkat-cekti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çayın sağlık üzerindeki olumlu etkileri uzun yıllardır bilinse de, yeni bir bilimsel değerlendirme tüketim alışkanlıklarının bu faydaları gölgeleyebileceğine işaret etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hakemli bilim dergilerinden yayımlanan kapsamlı incelemeye göre, çayın hazırlanış ve tüketiliş biçimi sağlık açısından önemli sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<p>Çalışmada, özellikle plastik poşet çaylar, yüksek şeker içeren hazır çaylar ve kontrolsüz kullanılan yeşil çay özlerinin bazı riskler taşıdığı vurgulandı.</p>

<p><strong>Çayın yararları doğru tüketimle ortaya çıkıyor</strong></p>

<p>Araştırmacılar, çayın içerdiği antioksidan ve antiinflamatuar bileşikler sayesinde kalp-damar hastalıkları, diyabet ve obezite gibi kronik rahatsızlıklara karşı koruyucu etki gösterebildiğini belirtiyor. Ayrıca düzenli çay tüketiminin yaşa bağlı kas kaybının azaltılmasına katkı sağlayabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Ancak uzmanlar, çayın kalitesinin ve hazırlanış şeklinin bu olumlu etkiler üzerinde belirleyici olduğuna dikkat çekiyor. Pestisit kalıntıları, ağır metaller ve mikroplastikler gibi kirleticiler ise dikkat edilmesi gereken başlıca unsurlar arasında yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Plastik poşet çaylarda mikroplastik uyarısı</strong></p>

<p>İncelemede en dikkat çeken başlıklardan biri poşet çaylarla ilgili oldu. Bilim insanları, bazı plastik içerikli çay poşetlerinin kaynar suyla temas ettiğinde çok sayıda mikroplastik parçacığını suya bırakabildiğini belirtiyor.</p>

<p><strong>Hazır çaylar ve bubble tea için ölçülü tüketim önerisi</strong></p>

<p>Şişelenmiş hazır çaylar ile son yıllarda popülerleşen bubble tea gibi ürünlerin ise yüksek miktarda şeker, yapay tatlandırıcı, rafine nişasta ve çeşitli katkı maddeleri içerebildiği belirtildi.</p>

<p>Uzmanlar, bu tür ürünlerin sık tüketilmesinin çayın doğal faydalarını azaltabileceğini ve sağlıklı beslenme açısından dikkatli olunması gerektiğini ifade ediyor.</p>

<p><strong>Yeşil çay özleri kontrolsüz kullanılmamalı</strong></p>

<p>Araştırmada yeşil çay ekstresi içeren besin takviyelerine de ayrı bir başlık açıldı. Özellikle yüksek dozda kullanılan takviyelerin bazı vakalarda karaciğer üzerinde toksik etkilere yol açabildiği bildirildi.</p>

<p><strong>Geleneksel demlenmiş çay öneriliyor</strong></p>

<p>Araştırmacılar, normal miktarlarda tüketilen geleneksel demlenmiş çayın genel olarak güvenli kabul edildiğini belirtiyor. Çayın sağlık açısından sunduğu faydalardan en iyi şekilde yararlanabilmek için katkısız, taze demlenmiş çayın ölçülü şekilde tüketilmesi tavsiye edilirken, işlenmiş ve yoğun katkı maddesi içeren ürünlerde ise dikkatli olunması öneriliyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberaydin.com/cayin-faydasi-tuketim-sekline-bagli-arastirma-yanlis-aliskanliklara-dikkat-cekti</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 15:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberaydincom.teimg.com/crop/1280x720/haberaydin-com/uploads/2026/07/cayin-faydasi-tuketim-sekline-bagli-arastirma-yanlis-aliskanliklara-dikkat-cekti-1.jpg" type="image/jpeg" length="42736"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sigarayı bırakmak isteyenleri ilgilendiren karar Resmi Gazete'de]]></title>
      <link>https://www.haberaydin.com/sigarayi-birakmak-isteyenleri-ilgilendiren-karar-resmi-gazetede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberaydin.com/sigarayi-birakmak-isteyenleri-ilgilendiren-karar-resmi-gazetede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sigarayı bırakmayı hedefleyen milyonlarca kişiyi ilgilendiren yeni düzenleme Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında, tütün bağımlılığı tedavisi gören hastalara sosyal güvence şartı aranmaksızın ücretsiz ilaç desteği sağlanacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni uygulamaya göre, tütün bağımlılığı tedavisi kapsamında ilaç desteğinden yararlanacak kişi sayısı 1 milyonu aşmamak kaydıyla belirlenecek. Sosyal güvencesi olsun ya da olmasın, gerekli şartları taşıyan hastalar ücretsiz ilaç hizmetinden faydalanabilecek.</p>

<p>İlaçlar Sağlık Bakanlığı tarafından temin edilerek birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına ulaştırılacak. Böylece tedavi sürecinde ihtiyaç duyulan ilaçlar sağlık kurumları aracılığıyla hastalara sunulacak.</p>

<p><strong>Ücretsiz verilecek ilaçlar açıklandı</strong></p>

<p>Karar kapsamında nikotin replasman tedavisinde kullanılan ürünlerin yanı sıra, Bupropion HCI, Vareniklin ve Sitizin etken maddelerini içeren ilaçlar da ücretsiz olarak temin edilecek.</p>

<p><strong>Tedavi ve ilaç desteği aynı sistemde yürütülecek</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ücretsiz ilaç desteğinden yararlanmak isteyen vatandaşlar, tütün bağımlılığı tedavi ve eğitim birimlerine başvurarak sürece dahil olabilecek. Bu merkezlerde hastaların hem tedavi süreçleri takip edilecek hem de ilaç desteği sağlanacak.</p>

<p>Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Cumhurbaşkanı Kararı'nın uygulanmasına ilişkin süreç ise Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülecek.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberaydin.com/sigarayi-birakmak-isteyenleri-ilgilendiren-karar-resmi-gazetede</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 23:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberaydincom.teimg.com/crop/1280x720/haberaydin-com/uploads/2026/07/sigarayi-birakmak-isteyenleri-ilgilendiren-karar-resmi-gazetede-2.jpg" type="image/jpeg" length="59015"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
