Kuşadası’nda siyasetin de ticaretin de nabzı şu sıralar tek bir noktada atıyor: Ticaret Odası Seçimleri.
Normal takvime baksanız daha önümüzde koskoca 6-7 ay var. "Erken kalkan yol alır" mantığı mıdır, yoksa başka bir hesap mıdır bilinmez ama ilçede öyle bir hareketlilik var ki, sanırsınız haftaya sandık kurulacak.
Şimdilik sahnede iki isim netleşti. Bir yanda mevcut Başkan Serdar Akdoğan, diğer yanda ise Anıl Oto. İleride yeni isimler çıkar mı? Muhtemelen çıkar, ticaret odaları her zaman iddialı yarışlara sahne olur. Doğaldır, demokrasinin gereğidir; adaylar çıkacak ve mücadele edecek.
Ancak bu seçimi asıl ilginç kılan, adayların şahsından ziyade sahada uyguladıkları taban tabana zıt yöntemler.
Serdar Akdoğan’ı zaten biliyoruz.
Eski seçimlerde ne yaptıysa yine aynısını yapıyor; ekibini yanına alıp doğrudan seçmene, yani oda üyesine dokunmayı, yüz yüze konuşmayı tercih ediyor. Geleneksel ama her zaman karşılığı olan bir esnaf siyaseti...
Gelelim rakibi Anıl Oto’ya...
İşte film burada kopuyor.
Çünkü Oto, Kuşadası’nda pek de alışık olmadığımız, aslında çok iyi tanıdığımız o "agresif" medya yöntemlerini devreye sokmuş durumda.
Kulislerde konuşulanlara bakılırsa, Anıl Oto medya ve algı yönetimi için kesenin ağzını sonuna kadar açmış.
Sosyal medya profesyonelleri, kamuoyunun çok iyi bildiği o algı ve itibar yönetimi (kimilerine göre itibar suikastı) uzmanları tek tek ekibe dahil ediliyor.
Üstelik bu operasyon Kuşadası ile de sınırlı kalmamış; Aydın merkez ve çevre ilçelerdeki benzer kadrolar da radara girmiş.
Üzerine bir de Aydın’dan profesyonel bir tanıtım ajansıyla anlaşıldığı söyleniyor.
Peki, bu işin maliyeti ne?
Kulaktan kulağa fısıldanan rakamlar dudak uçuklatan cinsten
250 bin TL’den başlayıp 3 milyon TL’ye kadar çıkan bütçeler havada uçuşuyor!
Şimdi gelin, hep birlikte küçük bir mantık muhasebesi yapalım.
Herkes biliyor ki Ticaret Odası Başkanlığı'nda maaş yok, huzur hakkı yok. Küçük hacimli alımları bir kenara koyarsanız, öyle büyük ihaleler, doğrudan temin bütçeleri falan da yok. Yani makamın maddi bir getirisi sıfır.
O halde sormazlar mı; Ticaret Odası seçimlerine daha aylar varken, bir aday neden bu kadar devasa paralar harcar?
Amaç sadece isim tanıtmak mı? Yoksa bu oda seçimi, ileride düşünülen daha büyük bir siyasi kariyerin ilk basamağı mı?
Hadi diyelim ki hedef vizyoner bir tanıtım yapmak ve geleceğe oynamak... O zaman insan şu soruyu sormadan edemiyor: Eğer niyetiniz halis, hedefiniz Kuşadası ticaretini büyütmekse; neden yanınıza kentin dürüstlüğü ve saygınlığı tartışılmayan kanaat önderlerini, yol arkadaşlarını almak yerine, çalışma yöntemleri ve şaibeleri herkesçe malum olan bir sosyal medya ordusunu yerleştiriyorsunuz?
Neden kentin ortak aklıyla değil de, ajansların algı operasyonlarıyla yürümeyi tercih ediyorsunuz?
Evet, neden? Bu sorunun cevabını aslında Kuşadası esnafı da, kamuoyu da çok iyi biliyor.
Bu büyük medya yatırımı sandıkta karşılık bulmaz.
Kuşadası esnafı yine "bize reklam değil, samimiyet lazım" diyecek.
Bekleyip göreceğiz...